Bir muammâ: Muhammara

Deve tüyü rengi robe de chambre‘ımı giymişken tumbler bardağıma Jameson‘ı azar azar doldurmamak olmazdı ey halkım! Doldurdum. beyazyakaligurme.com’da “uygun fiyatlı 10 şarap önerisi” başlıklı yazıyı okurken yudum yudum…

Ah-ha! O da ne! Cümleye bakalım: “Bu kupaj da bir öncekinden biraz daha gövdeli ve asiditesi daha belirgin diyebilirim; ama yine de et ile eşleştirmek için önereceğim bir kırmızı değil. Muammara gibi bir meze ile yakışabileceğini düşünüyorum.”

Bir iyi bir kötü! Ey halkım ve ey reklam yazarı arkadaşlarım! “Ama” bağlacından önce unutulan, daha doğrusu sizlere unutturulan ve tabii sizlerin de deve mi, kuş mu, ne olduğunu bir türlü karar veremediğiniz “;” kullanılmış! İnanamıyorum ve hüngür hüngür işiyorum! Bu 10 puanlık bi’ hareket keh keh gülen Yılmaz Erdoğan!

Gelelim 1 puanlık harekete… En “lüküs” restoranlardan tutun da en salaş lokantalara varana dek doğru yazılışına zar zor tesadüf ettiğim, “uzun kırmızı yaş biber haşlanıp ezilerek içine bir miktar salça, zeytinyağı, limon, sarımsak, ceviz ve biraz da kırmızı toz biberin karıştırılmasıyla oluşan ve çerez olarak hazırlanan bir çeşit Arap yemeği” olan “muhammara” yazamamak… ı-ıh, olmaz!

Tıpkı çupra, çipra, cupra, cipura, copra gibi… Aslını yazayım, belki bi’ merak eden çıkar: Yunanca tsipura‘dır. Çipura, diyene rastlarsanız tebrik ediniz, yetmez, bi’ duble rakı da ısmarlayınız.

Eşref ağabey, şerefe!

 


Yorum bırakın