Pullar ve Dudaklar

Mete Tunçay’dan Leylâ Erbil’e, Ali Muhiddin Hacı Bekir’in lokumlarından postacının selamına kadar insana dair ne varsa savunduğum o 2010 Mart’ı… 16 yıl geçmiş. O gün sivilceli dediğim çehre bugün “pılaza” diliyle maskelenmiş, palazlanmış durumda. Şimdilerde “teşekkür ettim”ciler, “olacağız”cılar insanî her ritüeli bir “task” gibi kapatıp arşive kaldırıyor. Arşivdeki bu yazım, aslında bir kehanet değil, dildeki o büyük yangının ilk kıvılcımlarıymış. Burnunuzun mendireği hâlâ sızlıyorsa lütfen buyurun.


Yorum bırakın