Author Archives: adnanalgin
Doğan Kuban’ın bu çığlığını duyun artık!
“Herkesin şunu anlaması lazım. Burası Roma imparatorluk merkezi… Bu ne demek? Roma demek… Dünyada böyle bir yer yok. Bu şehri koruyamazsak hapı yutarız. Parklar, oteller yapacağımıza onu korusaydık İstanbul dünyanın en şanslı turizm merkezi olabilirdi. Daha yeni, Yenikapı’ya yazık ettik. Roma devri limanı, en büyük Roma limanlarından biri. Dünyada bir Roma limanı buluyorsun, içinde gemilerin kalıntıları var… Ama koruyamıyor elinden göz göre göre kaçırıyorsun. Orası Roma limanı olarak kalsaydı… İstanbul’un turisti bir senede 10 milyon artardı. İşte bunlar hep cahillikten.
Bize özgü olan en büyük iki zenginliğimiz Türkçemiz ve mimarimiz. Osmanlıca değil ama Türkçe. Dilimiz tam bir şaheser. Türkler göçebe bir toplum olmasına rağmen dillerini korumayı başarmışlar. Akıl almaz bir şey. 11. yüzyılda gayet gelişmiş bir Türkçe var. Mimarimiz de öyle; çok sade ama gayet modern. Biraz ilkel ama çok insancıl, büyük bir matematik dehasına dayalı, dahası özgün. İran’da, Mısır’da, Çin’de; başka bir yerde yok. Buraya özgü. Şimdikiler değil tabii. Şimdikiler sadece para kazanmaya çalışıyorlar ne yazık ki!”
Türkçe notları: Ne adına ha, ne adına?
Çaya çorbaya “adına” da adına… Korkmayın; “vesilesiyle”, “dolayısıyla”, “nedeniyle” yazdığınızda kınanmazsınız, ayıplanmazsınız.
“Giriş yap”anlara girişesim var!
Bankaya giriş yap, otur masana ve bi’ soluklan, sekiz saatlik mesainin sonunda plastik gülümsemelerle servis minibüsüne giriş yap. Evine giriş yaptıktan sonra, çoluğuna çocuğuna “eve gir” demenin ne kadar ayıp olduğunu, iGaranti’ye çalışılan “mailing” üzerinden “giriş yap”manın ne kadar da şık bir Türkçe kullanımı olduğunu bi’ güzel anlat. Cinsel hayatını gözden geçir. Kim “giriş yap”ıyor, kime “giriş yap”ılıyor bi’ düşün. “Duhul” ile “duhuliye” üzerine kafa yor, niyeyse!
Giriş yapanlara girişmenin faziletlerini birileri de bana anlatır belki, belli mi olur! Şimdi kalbine “giriş yap”mam gereken biri var, müsaadenizle…
Referansa bak, film seyret!
CV hazırladınız mı hiç? “Sivi” mivi dendiğini duymamış olamazsınız. “Cirruculum Vitae”; yani hayat döngüsü, eh yani, işte özgeçmiş. “Tercüme-i hal” ise sevgilimdir! Ecel süngüsü tenimde sürgün, diye bir şey yazmıştım yıllar önce, zannederim bundan mülhem, her neyse. Bir de CV’lerde (Latince ne artistik bir dil!) şöyle bir kısım bulunur: Referans. Bu başlığının altına ise şu yazılır şaşmaz bir biçimde: İstenildiğinde verilecektir. Hadi len!
Oysa 2001 krizinde “tasarruf tedbirleri” gerekçesiyle kapı önüne konulduğum günü takip eden haftalarda doldurduğum CV’nin pek işe yaramadığını, yüzüme kapanan kapılarda hazin bir şekilde anlayınca, neyi yanlış yaptığımı görüp ayılmak, aydınlanmak için bir İK kitabı alıp CV hazırlamanın püf noktalarını öğrenmeye koyulmuştum. O kitapta “Referanslar istenildiğinde verilecektir.” cümlesinin ve referanslar başlığının katiyen kullanılmaması tavsiye ediliyordu. Hoş, benim de öyle güçlü kuvvetli referansım olmadığından mesele yoktu.
Erkekler adlı filmin dev gibi afişini görünce, CV hazırlayıp yenildiğim, daha iyi yenildiğim o yıllara kulaç atıverdim dudağımda kırık bir tebessümle. Hey gidi mülakatlar! Yapımcısının ismi ön plana çıkartılmış Erkekler adlı filmde ne hikmetse! Bendeniz filmin yapımcısını değil de yönetmenini referans alırım. Hatta görüntü yönetmenlerine göre film seçtiğim de olurdu eskiden. Vilmos Zsigmond, Tak Fujimoto, Janusz Kaminski, Darius Khondji…
Afişteki eksiz, iyelik ekinden kurtarılmış (!) Türkçe de ayrı bir rezalet! Moda bu artık! Amasya elma, Tokat yaprak, Taksim Meydan… Taksim Meydanı yazdığınızda kıro addediliyorsunuz, aman dikkat! Reklam yazarlarımız, köşe yazarlarımız, anlı şanlı “enkırmen” ve “enkırvumın”larımız sağ olsun! Bu Türkçesizliğe bir de tüy dikmek gerekirdi elbette! O da ihmal edilmemiş: Recep İvedik Yapımcısı! Oooo! O halde bu film kaçmaz hanımlar, beyler!
Recep İvedik gibi büyük mü büyük gişe yapan bir filmin yapımcısı, sağlam kazığa bağlamıştır eşeğini muhakkak! Ailelerin müzmin bekârı Beyaz(ıt), programına konuk edecektir Erkekler ekibinden birkaç kişiyi. “Büyük referans” da şeref bahşeder belki, bilinmez. Benim referans noktalarımdan birinin filmine dalıyorum müsaadenizle, ver elini Thierry Arbogast!





