Cam kırıkları gibidir bazen kelimeler; ağzına dolar insanın. Sussan acıtır, konuşsan kanatır.
Oğuz Atay
Cam kırıkları gibidir bazen kelimeler; ağzına dolar insanın. Sussan acıtır, konuşsan kanatır.
Oğuz Atay
Esprinizi sevsinler! Öncelikle ayların ne zaman, hangi halde büyük yazılacağını öğrenin! Kırmızı… Basın… En iyiler… Reklam ödülleri… Ve “Haziran’da” rezilliği! Sizlere de YUH! “İmam osurursa, cemaat sıçar.” sözünü ete kemiğe büründüren bir örnek de MediCat’i takiben Kırmızı’dan geldi.
Doğrusu ne abi, diye merak eden ilkokul öğrencileri için: Kırmızı bu sene haziranda.
Ben de çocuktum, annem çocukken… Sık sık duyardım, sürahinin başrolü üstlendiği sofralarda eksik olmayan “atasözü”nü: Söz büyüğün, su küçüğün. Pek bir anlam veremezdim bu söze, ataların söylendiği dile getirilse de… Söz ne, su ne?! Çocukların susuzluğa dayanamayacakları düşünülmüştü muhtemelen. Çocuklar hem şeker yiyebilmeli hem su içebilmeliydi belki.
Kazın ayağı yaralıydı oysa. Kazıdıkça galatların en meşhuru gösteriyordu çehresini. “Su küçüğün, sofra büyüğün” de diyorlardı. Söze büyükler başlardı, sofrada da çocuklar öncelikle büyüklerin yemek yemeye başlamasını beklemeliydi. Demokrat atlar sürüsünün altında ezilip duran çocuklar…
Oysa bu sözün aslı şuydu, bir harf ekiyle: Söz büyüğün, sus küçüğün. Büyüklerde “söz” yıllardır. “Sus”uyor küçükler. Yaygın yanlış oluyor “atasözü” ve pazarlanıyor alacalı bulacalı…
Karlı bir yatırıma güven olmaz; eriyebilir.
Başlıktaki soruya bozulacağınıza, “inceltme/düzeltme” imi kullanın.