Kadir abi, vefa neydi?

“Cengiz Aytmatov’un en ünlü eserlerinden biri olan Selvi Boylum Al Yazmalım, Atıf Yılmaz tarafından sinemaya uyarlandı. Türk sinemasının başyapıtlarından biri olarak tarihe geçen filmin başrollerini Kadir İnanır, Türkan Şoray ve Ahmet Mekin paylaşıyordu. Filmin müziklerinde ise Cahit Berkay’ın imzası var.”

Bu haber cümlesini hurriyet.com.tr’den aldım. Beni yaralayan, kanımı donduran bir vefasızlık var bu haber cümlesinde, siz de fark ettiniz mi yürek dağlayan bu vefasızlığın insan ruhunu ezilmiş hurmaya döndüren ağırlığını?

İlyas

2015’i devirmezden az önce, bir TV programında Kadir İnanır’a uzatılan mikrofona söylediklerini işitmiştim. Londra’da geçen yıl beşinci kez düzenlenen Cengiz Aytmatov Ödülü, “Selvi Boylum Al Yazmalım” filmindeki performansı nedeniyle Kadir İnanır’a verilmiş meğerse. Kırgız yazar Cengiz Aytmatov’un 2008’deki ölümünden üç yıl sonra İngiltere’de kurulan Aytmatov Akademisi, bu ödülü “‘Selvi Boylum Al Yazmalım’ filmindeki performansı nedeniyle” Kadir İnanır’a vermeyi münasip görmüş. Kadir İnanır ise şöyle demekteydi: “Cengiz Aytmatov’a dokundum, onunla otağında yer sofrasında at eti yedim, kımız içtim. Romanlarında yazdığı mekânlara ayak bastım. Onun hikâyesinden yazdığımız Selvi Boylum Al Yazmalım filminin başrolünü oynadım…”

Kulaklarıma inanamamıştım; çünkü aynı vefasızlık örneğini K. İnanır da sürdürmekteydi. İkinci Yeni’nin papazı Ece Ayhan Çağlar’ın dediği “kötülük toplumu” bu muydu, böyle bir şey miydi, bilemiyorum. Ne Türkân Şoray ne de Kadir İnanır ağızlarına o iki ismi alıyorlardı: Pekcan Koşar ile Tijen Par. İlyas, İlyas olur muydu acaba Pekcan Koşar, Kadir İnanır’ın “inanılır” oyunculuğuna omuz vermeseydi? Pekcan Koşar sesini vermeseydi Kadir İnanır’a; sevgiyi, hüznü, acıyı, insan ruhunun yıkılmışlığını iliklerimize kadar nasıl duyumsardık, düşündünüz mü hiç? Ya Tijen Par sesini vermeseydi “Türkân Sultan”a, hali nice olurdu Asya’nın? O işveli ama mahcup tavrı, tatlı kızgınlıkları, hayatının kararını verme anlarındaki ruh üşümesini biz de ta içimizde hissedebilir miydik?

“Sevgi neydi? Sevgi emekti.” Ağzına sağlık, Asya! Peki, emek verilen bir işe vefa göstermemek neydi, Kadir abi?


Reklam yazarlarının vazgeçilmez masa üstü aksesuarına selam durun!

Gotu Kola


“Tanrı Misafiri”


Derindir hayallerimiz

2015-12-11 06.58.31


Ducasse+Maldoror=Lautréamont

Maldoror_ 2015-12-08 07.00.13


Alain Delon versus Mick Jagger

Alain ve Mick


Zarlar hep hileli!


Red Bull gelsin dile: “SUNUMDAN ÖNCE SON GECE?”

Red

Okuma tembelliğiyle ün yapmış halkımıza soru tonlamasıyla cümle okutturmaya kalkışmak için kaç düzine Red Bull içildi acaba? Sehven soru işareti konuldu diyeceğim ama arada 9 (dokuz) adet tuş var, Q klavyede ünlem işareti ile soru işareti arasında. “Viral”lerle videolarla gülüp coşan, “caps”lerle hönkürüp sıçrayan cin fikirli, şeytan zikirli gençler bu çalışmada ne demek istemiş olabilirler acaba?


Dalga mı geçiyorsun Apple TR?

Bir de dersiniz ki “koskoca Apple Türkiye”… Gelin görün ki “teenage” ağzından medet umuluyor. Cılkı çıkan ve sıkça reklam sektöründe duyageldiğimiz “şaka gibi” terkibini kullanırken hiç mi utanmadınız? Dalga mı geçiyorsunuz kuzum siz bizimle?

Şaka gibi


“Gururla yerli” mi, “mahcubiyetle -çakma- yerli” mi?

Gururla

Arda Turan’ın “ex” sevgilisi Sinem Kobal’ın “new” sevgilisi Kenan Bey’in reklamlarında boy gösterdiği ve “akıllı” olduğu belirtilen “venus v3″ün tasarımına bakar bakmaz iPhone’u görür gibi oldunuz değil mi? Lenovo S90’ı birkaç hafta önce incelemiş ve “çakma ayfon” hissinin bünyemi elime geçirmesiyle Lenovo’nun da üstünü çizmiştim. iPhone 4s’nin bataryası sizlere ömür de… Aylardan beri sürüyor cep telefonu arayışım ve hâlâ gönlümü hoş edebilecek “aptal” bir cihaza meyledemedim. Bir cep telefonuna üç bin papel verebilecek kadar “akıllı” değilim.

Sadede geleyim: iPhone öyle bir marka konumlandırması yapmış ki tebrik etmemek mümkün değil. Yazılım, donanım vb. hususlarda kimi markalar iPhone’a nal toplatsa da o kahrolası “tutuş deneyimi” veya “attitude” denen halt öyle kuvvetli ki insanlara 24 taksitlik kontratlar yaptırtıp iPhone aldırtabiliyor. İstanbul’un metrobüslerinde iPhone’u olmayanlara tesadüf etmek ise neredeyse olanaksız! Millî gelirimizdeki bu göz yaşartıcı artışın sebeb ü hikmetini Ege Cansen beyefendiye havale edip Vestel’in “mahcubiyetle -çakma- yerli” tasarımına teessüflerimi arz ediyorum. Bir de “venüs” yazmamışlar! Pek de Batı’ya açılırmışız canım! iPhone 6’nın tasarımını Lenovo S90 taklit etmiş, Lenovo S90’ı da Vestel… Yerli mühendislerimiz Anadolu’dan esintiler taşıyan çizgiler eşliğinde “yerli” dokunuşlar katabilselermiş keşke ama nerdeee!