Bir Müşteri Hizmetleri Yetkilisin Dili

Evinde dikey buharlı ütü bekleyen bir adam var. Paketi gelmemiş. Haklı olarak sormuş: “Nerede?”

Cevap yazılı gelmiş:

“Ekran kontrollerimi yapabilmem için değerli vaktinizden çok kısa bekleteceğim.”

“Ekran kontrolü.”

Türkçede böyle bir şey yok. Ama İngilizcede de yok zaten — “screen check” diye bir şey söylemez elin adamı.
Bu cümle iki dilin de ortasında ve ikisinin de içinde değil. Havada asılı. Anlamsız ve çok ciddi göründüğüne iman ediliyor.

Devam:

“Büyük bir özveriyle talebinizi çözmek için çalışıyoruz.”

Ne yapıyorlar? Özverili şeyler. Paket nerede? Cevap yok.

“Tüm gerekli aksiyonları aldım.”

“Aksiyon aldım.”

Bu cümleyi kuran kişi “aksiyon” kelimesinin Türkçeye yerleştiğini sanıyor. Yerleşmemiş. Sadece gitmek bilmeyen davetsiz misafir gibi oturmuş. “Önlem aldım” demek vardı, “adım attım” demek vardı — ikisi de Türkçeydi ve ikisi de bedavaydı.

“İvedilikle dönüş yapılması adına…”

Oy oy oy! Yeriz değil mi bu dilleri? Ben “adına” hastasıyım.
“Dönüş yapmak.” tutkunlarını selamlıyorum. Çağrı merkezlerinin icat ettiği “dönüş yapmak” artık o kadar yaygınlaştı ki kimse sorgulamıyor. Ancak “ivedilikle” kelimesini yanına koyunca tuhaf bir gerilim oluşuyor: Biri çok eski, biri çok plastik. Kötü bir evlilik. Şiddetli geçimsizlik garanti!

Ve en sona sakladılar en okkalısını:

“Hiç şüpeniz olmasın.”

“Şüpe” mi? Ara sıra dinlermiş müşteri Franz von Suppé.

Adam ütüsünü bekliyor. Felsefî kriz harfleri düşüre düşüre büyüyor.


Yorum bırakın