Hastayım, bu “tanrı yazar” pozları atanlara!

“Diyorum ya seviyorum bu kızı… O nedenle söylediği bu laflar için ne dedi, onu da yazacağım.”

İşbu lafları gazete sayfalarına geçiren şahıs, “kanaat önderi” bayrağını göklerde dalgalandırmakta ısrar eden Ertuğrul Özkök’tür.

“Kız” dediği de “halk filozofu” Hülya Avşar! Hıncal Uluç amcası gibi “ters manyel”lerle popülerliğini yitirmeme uğraşı içinde herhalde.

Seviyorum bu danışıklı dövüşleri…


İlâhî Burcu, çok komiksin!


Ailecek değil de ferdî olarak şaşkınım!

Bu iki kafadarın filmlerini hiç sevmedim, sevemedim, hatta itici buldum… büründükleri tipleri de… Ve şaşkınım, nasıl olur da… Kesiyorum. Enes Batur diye bir çocuğun “ünlü” oluşuna daha da şaşkınım. Enis Batur, sen daha otur orada! Daha ne kadar dibe batacağız? Yok artık, buradan daha dibe gitmeyiz, dedikçe… Toufic Farroukh dinlemeye gidiyorum ben, Aleyna Tilki ve ekürileri kovalasın hepinizi!


Mosmor bir derdim var!


Ayşe Mine’yi “Çok Sev” Tarkan kardeş!


Aç yüreğini, bak içine…


Öf, yine mi Elif?

“Proje insanı” E. Shafak’ın öyle “bi'” çıkışı oldu ki seks mevzuuna kafasını takmış bir millet için bundan şahane bir malzeme olamazdı doğrusu. Muhtemelen tezgâhındaki romanı için bir PR çalışmasıydı TED Talks’ta, “Bugüne kadar korktum, biseksüel olduğumu söyleyemedim.” sözleriyle sosyal medyaya attığı yem… Ancak ben bu tür sade suya tirit yemlere prim verenlerden değilim. Oray Eğin gereken cevabı vermiş.

Biseksüel olsan kaç yazar? Kocan ile seni bağlar/dı? “Mağdur” romancı… Oooo! Cinsî kimliğini yıllarca saklamanın getirdiği acının, buhranın derin sızısını kan kusup kızılcık şerbeti içtim diyerek saklamanın o açmaz ve derin sarmalında… Yazık.

İster biseksüel ol ister heteroseksüel, bize ne! Ayyaş ol, eroinman ol… Bize ne! Edebî eser bırakabiliyor musun, yoksa tepeden tırnağa PR balonlarıyla mı uçurdular seni?

Ne güzel unutmuştuk seni, öf, yine mi?


Cellat

zarif bir cellat vakit tıkır tıkır
epey oldu birbirimizi öldürmeyeli
kendimi kaybettim tıngır mıngır
bakışın monica tebessümün bellucci

 


Toprağın bol olsun Dmitri Dmitriyevich Shostakovic.


Sıla Gençoğlu’nun tircihi İhmit Kiril!

Sevgili merhametsizler, en sonunda beni de magazinlere attınız ya, helal olsun hepinize! Kestirmeden giriyorum: Erkeği daima kadın seçer. Erkeklerin büyük yanılgısıdır; ben şöyle tavladım hatunu, karizmama bitti ya, nefesimi yüzünde hissedince eridi gitti namussuzum vb. gülünç böbürlenmeler.

Bir ara Özgür Mumcu’yla beraberdi diye okumuştum Haydar Dümen’in metaforlar şahikası cevaplarıyla meşhur ceridede. Özgür Mumcu, Sıla’ya çok yakışıyordu. Öğrendim ki ayrılmışlar.

Rahmetli anneannem, tipini beğenmediği, ince yapılı, kaytan bıyıklı erkeklerin tamamına aynı yaftayı yapıştırırdı: Kılkuyruk! Ahmet Kural’ı tanımam etmem, filmlerindeki tiplemesinden hiç hazzetmem, hele hele “yipi kiridi” telaffuzuyla antipatiklik katsayısını iyice tavana dayadığı da bir gerçek nazarımda. Ve bu bey, “kadın gibi kadın” dediğim Sıla’nın “erkek arkadaşı” olarak boy gösteriyor şimdilerde.

Adriana, “kişisel gelişimci” çocukta aşkı bulur… Sıla, demir leblebi sözleriyle aşk-hayat-ilişkiler üzerine döktürürken Ahmet’e tutulur… Hayat çok tuhaf sahiden değil mi? Hatırlayın, “huuaaççç bi’ koka kola” reklamında Özcan Deniz-Sıla tezatıyla dumur olmamış mıydı pek çok kişi? Sıla-Ahmet beraberliği de bende “huuaaççç” etkisi yaptı. Tabii ki “Allah mes’ud etsin”!