Avealı âşıklar bilir, yazım kılavuzu reglam acanslarında bir hiçtir!

Aşıklar

Avealı âşıklar arasında “aşık kemiği” ile “âşık” arasındaki farkı bilenlerin olduğunu ümit ediyorum.

Aşık kemiği10 numarayla gösterilen kısma “aşık kemiği” (talus) adı verildiğini Avealı âşıklara ve bu ilanı hazırlayanlara duyururum, ruma ruma rum!


Bir “f”den ne çıkar?

Afedersiniz

Kendilerini, “Batesmotelpro bir kreatif video prodüksiyon ekibidir. Online video üretmek amacıyla başta amatör olarak kurulmuş fakat zaman içerisinde gelişerek markalar için ürettiği ‘viral’ videolar sayesinde kendini profesyonel bir konuma getirmiştir.” cümleleriyle tanımlayan arkadaşlar,  “İyi müzik dinler, iyi insanlar olmaya çalışır. Her seferinde biraz daha iyi bir şeyler yapmanın peşindedir.” sözleriyle gönlümü aldı doğrusu.

“Bana Kitap Al” ve “Sütü Seven Kamyoncu”yla ilgi alanıma giren bu kafadarları, reklam sektörünün yazar takımı biraz hasetle biraz da “biz de bi’ yırtsak lan şunlar gibi” hissiyle takip ediyor görebildiğim kadarıyla. Panda için yaptıkları “Hazlı ve Öfkeli” videolarını seyrederken çenemin ağrıdığını not düşebilirim. Magnum’un “seks satar”ına okkalı, neşeli bir tokattı ortaya koydukları iş… “Post-production”daki bir senkron hatasını dahi görmezden gelmiştim.  Selin Şekerci’nin “taptahta”lı dondurmaya olan tutkusu defalarca seyredilebilir antrparantez.

Jolly Tur için yaptıkları “Cinnetten Bir Köşe”de gözüme takılan bir nokta oldu da… Çok affedersiniz ama “her seferinde daha iyi şeyler yapmanın peşinde” olan arkadaşlarımızın ellerinin altında şöyle muteber reklam ajanslarında kullanılan bir yazım kılavuzu olsa çok iyi olacak.


Pour la peau d’un flic veya “tabancacılık” oyunlarımın idolü

 


“Hakkını” yazamıyorsa biraz zor alır!

Hakını


Benim’O’ya kardeş geldi: Banada!

Banada Torku

Ürün adlarının hem yazım kurallarına hem Türkçeye uygun yazılması hususunda hassasiyet gösterenlerin korkulu rüyası, “marketing” üzerine kafa yoran reklamcıların, akademisyenlerin ve sokaktaki vatandaşın ilgi odağı Torku, ürün gamına “ısıl işlem görmüş” ve “fermente” sucukları da aldı nihayet. Gözün aydın Türkiye!

“Torku”nun, bahisçilerin aşina olduğu Inter Turku’yla hiçbir yakınlığı olmadığını hemen not edeyim. 100 kişiye sorduk ve 1 kişi “torku” kelimesinin “ipeksi, ipek gibi sağlam” olduğunu söyleyebildi. Padişahlara lâyık alt metniyle pazarlanan bu ürünün damaktaki yolculuğunu, bir Nutella tutkunu olarak ilerleyen günlerde test edeceğim.

Benim asabımı bozan hususun tahmin edilmesi zor değil. Adana yöresinde “domates”e, “banada” deniyormuş. Bu ürünün domatesle ilgisi olamayacağına göre… Başımızın tatlı belası -da ekinin katledilmesine eşsiz (!) bir numune olarak Torku Banada‘yı gösterebiliriz. Elbette Divân-ı Lugat-it Türk’te “banada”nın anlamı “kakao kreması” falan değilse!

Allah aşkına, piyasaya süreceğiniz ürüne isim koyarken biraz ciddiyet ve ihtimam gösterin. Tıpkı çocuğunuza isim koymadan önce kılı kırk yardığınız gibi… “Bunuda” kulağınıza küpe yapıverin bi’ zahmet beyler!


Bir şey mi değişti?

KP_Malül

“Fokus” ana haber bültenindeki bu haber başlığını görünce elim bir anda “akıllı” telefonuma gitmişti ve o ânı zaptedivermiştim aylar önce, kısmet bugünlereymiş.

“Malülen”, “malulen” mi oldu acaba? Gülbin Tosun da kurtamıyor, sade suya tirit “fokus” ana haber bültenini maalesef.


“Şaşa” ne ola?

Şaşa


Çok yaşa sen Varlık Büyük Cep Kitapları!

Meraklısı için: Graham Greene, Üçüncü Adam, Nisan 1959

 


Komşu komşunun külüne de, redaksiyonuna da muhtaçtır!

“Alaaddin ritüelini bozmamış ve yaratıcı yılbaşı partisi konseptlerine bir yenisini daha eklemiş. Bu sene 10. yılını da kutlayan ajans uzun zamandır yoğun tempo ile çalışmalarının acısını bu partide çıkaracaklarını söyleyerek hep birlikte kamera karşısına geçmiş. Ve o gece asla çalışmayacaklarını da son zamanların büyük beğeni toplayan dizisi The Walking Dead üzerinden anlatmışlar.” diye yazmış elmaaltshift.com, sempatiyle baktığım ajanslardan biri olan Alaaddin’in “yılbaşı” çalışmasına.

Acaba öyle mi? Yeni neslin kızlarından sıkça duyuyorum: Kızım, biliyo musun, çocukta acaip bi’ öz güven patlaması var yaani! “Reklam yazarı” olarak çalışan arkadaşlarımızda “öz güven patlaması” mı var, “acil” koduyla çalışıldığı için gözden mi kaçtı, bunu bilemiyorum. Komşumuz neticede, hafifçe kulaklarını çekeyim bir ağabeyleri sıfatıyla…

?????

“Stock görseldeki Çinli’yi Türk yapmıycaz” isyanındaki espri işin gerçeğidir esasen. Keşke yapım eklerini yazarken apostrof/kesme imi kullanılmayacağı kuralını da unutmasalardı… Koskoca Turkcell de fi tarihinde “Japonlar’ın” yazmıştı! Alametifarika böyle yapınca/yazınca “doğru” zannediliyor maalesef. Doğrular şöyle: Çinliyi, Japonların.

?????

Reklam sektörünün “yazar”ları, İngilizce sözcüklere Türkçe ek getirme hususunda maalesef arzulanan seviyede değil. Oysa o kadar basit ki bunu halletmek! Başımıza bela olan şu “body”, “badi” diye okunmuyor mu? Peki, “Badi’i” mi, “Badi’yi” mi? Teşhisim şu: Art arda iki adet “y” harfi yan yana gelirse yanlış olacağı zannediliyor; o yüzden de “Body’yi” yazılamıyor reklam sektöründe.

Bir de yüzlerce yıl “dolgu metin” vazifesiyle imdada yetişen “lorem ipsum” hususu var ama “LOREM İPSUM”un, “LOREM IPSUM” yazılması gerektiğini not ederek külüstür klavyemin kullanım ömrünü azaltmak istemiyorum.

?????Nasıl ki “modern” şehir hayatı “Perihan Abla” dizisinde görüp de iç çektiğimiz komşuluk ilişkilerini yok ettiyse iş hayatında da değişen pek bir şey yok maalesef. Merdivenlerde, asansörlerde teğet geçip duruyoruz komşularımıza. Arkadaşlarımızın “konsept”lerini tuttuğumu belirtip hepsine eğlencesi gani bir “The Working Dead” partisi diliyorum.

Şimdiden iyi seneler!


Siz hiç isminizin İngilizce yazımını gördünüz mü?

addnone