Önce Zaman’daki haber metninin giriş kısmını okuyalım: “Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk, edebiyatımıza unutulmayacak bir roman kahramanı kazandırdı: Mevlut Karataş. Pamuk, 6 yıl aradan sonra yayımlanan yeni romanı ‘Kafamda Bir Tuhaflık’ta bozacı Mevlut’un hikâyesi üzerinden Türkiye’nin, özelde İstanbul’un 40 yıllık siyasî ve sosyal değişimini anlatıyor. Romanda bütün toplumsal kesim ve görüşler kendisine yer buluyor. Yazar onları anlatırken eşit mesafede duruyor ve yargılamak yerine anlamayı tercih ediyor. Orhan Pamuk, Mevlut’u o kadar benimsemiş ki, ‘Kitabımı sevmesinler ama Mevlut’u sevsinler.’ diyor.”
“Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk, edebiyatımıza unutulmayacak bir roman kahramanı kazandırdı: Mevlut Karataş.” cümlesindeki ölçüsüz hayranlık “reklam”ın çok ötesinde. Kitap piyasaya çıkalı birkaç gün olmuş, hangi arada okundu, analizler yapıldı da “unutulmayacak bir roman kahramanı” olduğuna karar verildi?! Ayıp denen bir mefhum vardı çocukluğumda. 2014’ün en iyi 10 kitabı arasına girmesine de şaşırmayacağımı not edeyim.
Televizyonda dönen bir kek reklamı aklıma geldi. Kız veya erkek karakter şöyle diyordu: Kekimi ye, beni yeme! Orhan ağabeyimizin tutkulu okurlarını keklemesine gerek yok da potansiyel okurlarını tavlamak için “stratejik” cümleler kurmasını “Nobel ödüllü” bir yazar olması dolayısıyla pek hazin buluyorum. Tıpkı “Aşkta niyet mi önemlidir, kısmet mi?” cümlesinin posterlerde “satış” unsuru olarak ön plana çıkartılmasındaki çaresizlik gibi. Koskoca kitaptan bula bula bu “jenerik” cümle mi çıkmış?
Hayırlı satışlar Orhan ağabey!




