Erkeksen Türkçe öğren!

Nerede ve nasıl apostrof kullanmaları gerektiğini bilmiyorlar, büyük-küçük harf kullanımına dair en ufak bilgileri yok, edat-bağlaç hususuna “ecnebi”ler; ancak “mailing” hazırlamakta ısrarcılar!

Gold’a “mailing” hazırlayan şirketin çalışanlarının arasında Türkçe duygusuna kıyısından köşesinden sahip biri olsaydı, “Gösterge paneli sayesinde sizi her durumdan haberdar eder.” cümlesini ekranda görünce, Badr Hari’den midesine okkalı bir tekme yemiş gibi olurdu.

Elektronik posta kutuma düşen “mail”in başlığı şuydu: Erkeksen alırsın! Cevap veriyorum: Erkeksen doğru dürüst Türkçe öğrenirsin!

Erkeksen Gold_KP

 


Hala benim hâlâ umudum yok…

Hala_KP


Adam sen de!

Sende_KP

ING’yi “ay, en, ci”; IMF’yi de “ay, em, ef” diye okuyanlar bu yazının başlığını da “edım sen de” diye okumuşlardır muhtemelen. İyi kötü üç dört yıldır Türkçenin doğru dürüst yazımına, telaffuzuna dair yazıyorum. Hepimizin mâlumudur ki, dahi (“dâhi” başka tabii) anlamına gelen diye öğretilen (pek çok anlam katmanı vardır oysa) güzide -de/-da ekini bihakkın kullanamadığı halde “yazarlık” yapan pek çok meslek erbabı (?!) orada & burada (o “&” imini de pek severler) günlerini gün etmektedirler.

Dilimde tüy bittti, klavyem yamuldu, nefesim tükendi ama gelgelelim bu eki kullanamama hastalığı olanca şiddetiyle berdevam! Tesadüfen gördüğüm bu işteki -de/-da kullanımı ne hazin. Hayatında “kalantor” kelimesini duymamışlara yazıyoruz. Eğitim hayatını Fransa’da edâ eyleyen ve “heyecandan” ilkokul beş seviyesindeki soruları cevaplayamayanlara da yazıyoruz abilerim ve ablalarım!

Sorayım o halde: Bende, sende kalan ne? Sen de kalbin, ben diyeyim hâtıralar… Adam sen de! Sen de Kırık Potkal’a ara sıra takıl, hem eğlen hem öğren! Belli olmaz, belki ünlem işaretinden önce espas da vermezsin.


O ne gür bir pınardır!

Melek_HRG


N/A


Pişmanım, Şiirden’de şiirim yayımlanmıştı.

Son pişmanlık


Türkçenin Has’ı!

“Geleceğin kendisini” kuranlar, doğru dürüst Türkçe cümle de kurabiliyorlarsa ne âlâ!

KP_Gelecek


İstasyon Catering: Sanki Katarina Witt!

Yazının başlığına bakıp da “ne âlâka” diyenler çıkabilir. Efendi kişiliğiyle, atletizm ve artistik patinaj konusundaki birikimini gösterişsiz, gayet temiz bir üslupla seyircilerle paylaşmasıyla farklı bir ekran yüzüydü ve çok iyi bir spikerdi Kenan Onuk. Rahmetlinin sunumuyla TRT’de “artistik patinaj” şampiyonalarını seyrettiyseniz, Katarina Witt’in “Axel”, “Lutz”, “Rittberger”, “Salchow” örneklerini unutmanız mümkün değildir. Jayne Torvill ve Christopher Dean çiftini de belleklerimize kazımıştır müteveffa spiker Kenan Onuk. Mekânı cennet olsun.

İCİstanbul’un plazalar, işyerleri merkezi Maslak’ta ekmek parası kazanma derdinde olanlardan biri de benim. Düpedüz “dengesiz” beslenen biri olduğumu fark eder etmez, öğle tatilinde “ev yemekleri” siparişi veren iş arkadaşımın restoranını denemeye karar verdim. İlk siparişimde dereotlu cacık mağduru oluşumu, ÇALI jestiyle telafi eden İstasyon Catering’in güzel insanı Perim Hanım’ı, bu kez de “yoğurt” siparişimi yürürlüğe koymayıp “Sizi sağlıklı yemeğe alıştırmaya niyet ettik :)” notuyla “Günün Çorbası”nı (dereotu yine peşimdeydi ama olsun alışacağım galiba) göndererek jestlerine bir yenisini daha ekledi. Hani Eti’nin bir reklamı vardı, “hayat inceliklerle güzel” diye… Tam da bu işte! Katarina Witt’ten seyretmeye alıştığım “üçlü Axel” etkisi gücünde bir jest! Artistik ve teknik puanlar: 6 tam puan!

Bir “gourmet” değilim ama yemek programlarını kaçırmam! Yemek kültürü-toplum-tarih bağlamında yazılmış kitaplara da kütüphanemde yer açarım. Bu vesileyle İstasyon Catering’in “Köfteli Minik Sandviç”indeki “minik” kuru köftenin lezzetinden bahsetmem gerekiyor. Tadına bayıldım! “Minik Kuru Köfte”, beni çocukluk günlerime götürdü. Annemin enfes patates kızartmasını ve hakiki sokak yoğurdunu da yanına koyarak, “hadi oğlum, soğutacaksın köfteleri ama” nidalarıyla yemek masasına çağırdığı geri gelmeyecek o Bonanza’lı, Görevimiz Tehlike’li, Tatlı Sert’li, Baretta’lı, Shogun’lu günlere…

Bir “ana kız” işletmesi İstasyon Catering… Bir “analı kızlı” sempatikliği… Temiz, leziz… Annede cesur bir müteşebbis ruhu… Kızında “okullu” bir işletme nûru… El ele çıkmışlar yola Maslak’ta… Uğramak veya ürettiklerini tatmak isterseniz, şurada bulacaksınız: Atatürk Oto Sanayi Sitesi Girişi, 1. Kısım No: 1 Maslak (Çiftkurtlar binası yanı, PO altı). Tel: 0212 346 15 60 (PBX)


Hayat jestlerle güzel!

Poşet

30 Mayıs 2013 tarihli “Kahrolsun dereotu!” başlıklı yazımda bol kepçe dereotundan şikâyetle, serbest çağrışım yollarında patinaj yapmıştım hatırlarsanız. İşte o bol kepçe derotlu cacığın sorumlusu çok şık, çok zarif bir jest yapmış. Hem memnun hem mahcup oldum. Fotoğraflar her şeyi anlatıyor. Ellerinize sağlık. Çok teşekkür ederim.

ÇALI


Kahrolsun dereotu!

CacıkÖğle tatilinde kuru köftenin yanında şöyle buzzz gibi bir cacık iyi gider diye düşündüm. Verdim siparişimi. Denizde kum, bende lipom tabii! Köfte kalmamış. Ne yaptıriim abime, demedi telefonun diğer ucundaki nazik hanım. İsterseniz tavuk ızgara yaptırabilirim, deyince “sağlıklı beslenme” düsturu gereğince o büyülü iki kelimeye tav oluverdim. Tavuk ve ızgara. Peki, dedim.

Siparişim otuz dakika sonra masamdaydı. Buzzz gibi cacık ne âlemdeydi acaba? Rendelenmiş hıyar parçacıkları ile bol kepçe dereotu! Taksim, Gezi Parkı, alkol yasası, minareler, süngüler, sümme hâşâ, biber gazı arşa, demokrasi, otokrasi, liberalizmin tatlı su entelleri, Reyhanlı gerçekleri, ortada kuyu var epey bi’ yandan geç sen abi… Uyu yavrum ninni… Açıldı transfer mevsimi… İstanbul’un merdivenleri gani metrosunda grup halinde sınav notlarını tekrar eden liseli kızların “siyamı kaza”sı… Kazaen mi geldim ulan bu rüyaya? Dünya’ya kolonoskopi yapacak bir babayiğit arıyorum. Tarıyorum saçlarımı. Tarumar Marmara! Tarumar ediyor mâziyi MarmaRay! Nanay Stanbul! Şıngır mıngır değil Boğaziçi, löpöfcukkalomotomâfiş sanki!

Dereotunu sevmiyorum kardeşim! Demokratik tiklerimden kime ne? Acaba bütün cacıklar dereotlu olacak mı buyurdu büyüklerimiz meclisin ceylan derisi koltuklarında bir köprü bir de cami hengâmesinde? Herkesin dereotlu cacık âşığı oldukları ön kabulünün kaynağı kim? Fuller’ın fularına kafayı takan Ben Sidran mı? Kim buyurdu bütün cacıklar dereotlu olacak deyu? Böyle mi buyurdu Zerdüşt? Dereotlu cacık yemek istemeyenlerin demokratik hakkı ne olacak? Dereotlu cacıklara son! Demokrasi yok mu yahu memlekette? Nerede sade cacıklar? Nerede özgür cacık seçimleri? Kahrolsun dereotlu cacıklar ve onun işbirlikçisi naneler!