“Flüt”ü güzel: Herbie Mann, Push Push


“Bitiş”i güzel: The Last of the Mohicans (1992), Michael Mann


“Giriş”i güzel: Blade (1998), Stephen Norrington


“YAŞAR Ustanın DONDURMASI”

YaşarMevsim ilkbahara döner dönmez Bostancı’ya gidilecek. “YAŞAR Ustanın DONDURMASI”nda sıraya girilecek. Kavunlu dondurması bol bol yenecek.

“Gourmet” listelerinde “dondurma” alanında her zaman “10”un içinde yer bulan “YAŞAR Ustanın DONDURMASI”nı tadanlar, televizyon reklamlarında kendinden geçercesine endüstriyel buzlu yiyecekleri yalayıp duran kırmızıya boyanmış dudakların kurduğu tuzaklara gülüp geçerler.


Tekrar: Uğur Tanı Sınavı

UTS

15 Aralık 2011’de “Uğur Tanısal Sınav”ın “tanısal”ı için epey cümle kurmuştum. Meraklısı alttaki linkten okuyabilir: https://adnanalgin.wordpress.com/2011/12/15/ugur-tanisal-sinav/

Yine ve yeniden bir “sınav” çalışması hazırlatmış Uğur Dershaneleri. Kırık Potkal’ı okuyup da “hidayete” erdiklerini zannetmiyorum. Belli ki biri(leri) o saçma “tanısal”lıktaki hastalığı teşhis etmiş olacak ki, doğru yol bulunmuş.

Haydi çocuklar sınava!


Köprü

“… Çünki dünya köpridür geçmekdedür nev’-i beşer…”

(Tezkiret-ül Bünyan, varak 13b)


Ubeydullah Efendi’den sevabına reklamcılık dersleri

“Amerika’da reklâmcılık hakikaten hâtır-ü hâyale gelmez şeylerdir. Sırf bu reklâmcılık yüzünden milyonlarla adam geçiniyor. İlâncılık için milyonlarla para sarf olunur. Kimin aklına ilâncılık yolunda bir fikir yahut bir fikr-i bikr gelirse kendisine tavsiye ederim, hemen durmasın, Amerika’ya gitsin. Büyük bir servet yapacağına emin olun.

Azizim! Hiç mübalağa zannetme. Eğer reklâmcılık bilmiyorsan, tüccarsan, yani satılık bir malın varsa malının iyiliğine güvenme. Kötülüğünden hiç meyus olma; eğer reklâmcılık biliyorsan, bas reklâmı, çaldın düdüğü. Malını ilân etmek elinden gelmiyor mu? Dünyanın en yüksek cevherleri sende olsa para etmez, mal elinde çürür gider.”

Ubeydullah Efendi (1858-1937)

 


“Geçmiş güzel günleri ruhumla anıyorum”

Ayrıca: Savina Yannatou – Primavera en Salonico, Terra Nostra


Çok mutsuzum.

Bu dünyada hâlâ “çocuk” kalabilenlere…

Edi: Altan Erkekli

Büdü: Köksal Engür


Reklam meklam: Hor görme “tire”yi!

Hor görme tireyiPopüler kültürün vazgeçemediği figürlerden Mrs. Shafak’ın önderliğinde iyice içi boşaltılan Mevlânâ’nın “Başkalarının kusurlarını örtmede gece gibi ol.” sözü, işini layıkıyla, adam gibi, bihakkın yapmayıp da hak etmediği dünyalıkları cebine indirenler için güle oynaya kullanacakları bir kalkan olmalı. Yok öyle yağma!

Söz konusu şirketin “dinsel hassasiyet” bağlamında sağlam bir altyapıya sahip olduğunu düşünerek, dinî referanslar vereceğim. Türkçenin “emanet” edildiği bir meslek grubu da reklamcılardır. Ve o reklamcılar ile onlara iş buyuran reklamverenler bu emanete “hıyanet” etmemelidir.

“İbn-i Ömer diyor ki: Peygamberimizin şöyle buyurduğunu duydum: ‘Hepiniz çobansınız ve hepiniz çobanlığınızdan sorumlusunuz. Devlet Başkanı üslendiği görevden sorumludur. Kişi ailesinin koruyucusu ve eli altında olanlardan sorumludur. Hizmetçi, efendisinin malının koruyucusu ve eli altında bulunanlardan sorumludur. Dikkat ediniz, hepiniz çobansınız ve hepiniz çobanlığınızdan sorumludur.” *

İnsanın sorumluluk alanına giren her şey “emanet”tir. “Emanet”e de (Bkz. Türkçe ve kuralları) “hıyanet” edilmemelidir.

Gelelim reklam meklamımıza… Bank Asya’yı 14 Kasım 2012’de “hoş geldin”in hatalı yazımı dolayısıyla Kırık Potkal’a misafir etmiştim. Anlaşılan o ki, misafirperverliğimden pek memnun kalmışlar. Bu kez de “Ve, ile, arasında” anlamlarını vermek için sayılar veya kelimeler arasında ‘tire’ kullanılır.” kuralını hiçe saymalarıyla, tekrar bu sayfalara misafir ediyoruz. Hoş geldiniz, azap getirdiniz!

* Buhari, Cuma, 11; Müslim, İmâre, 5.