1 Mayıs İşçi Bayramı

1 Mayıs İşçi Bayramı’dır.
“Emek ve Dayanışma Günü” falan değildir.
Peki, 1 Mayıs’tan “işçi”yi silen zihniyet ne yapıyor aslında? Düşünün.
Bir günün adı değişmiyor sadece; o günün içindeki kan çekiliyor. Damarlar mis!

1886 yılının Mayıs ayı başında, ABD genelinde işçiler “günde sekiz saat çalışma” talebiyle greve gidiyor.

3 Mayıs’ta, grev kırıcılara karşı yapılan protestoda polisin silaha davranması neticesinde birkaç işçi hayatını kaybediyor. Bu durum öfkeyi artırıyor.

4 Mayıs akşamı, bir gün önceki polis şiddetini protesto etmek için Haymarket Meydanı’nda bir miting düzenleniyor. Başlangıçta gayet sakin ve barış içinde seyreden mitingde konuşmalar yapılıyor.

Polis mitingi dağıtmak için ilerlediği sırada, kimliği belirlenemeyen biri tarafından polis saflarına bir el bombası atılıyor. Patlamanın ardından polis kalabalığa ateş açıyor. 7 polis, 4 işçi hayatını kaybediyor ve onlarca kişi yaralanıyor.

11 Kasım 1887’de dört işçi lideri (Albert Parsons, August Spies, Adolph Fischer ve George Engel) asılarak idam ediliyor.

İşte “1 Mayıs” bu yaşananların anısına ilan ediliyor. Emek ve dayanışma içindeki patronlar, politikacılar için değil!
“İşçi” kelimesini “emek ve dayanışma”ya çevirince bu tarihin tamamı (idam sehpası, meydanlardaki kan, sekiz saat için ölmek) buhar oluyor. Bir sınıfın günü, sınıfsız bir pürüzsüzlükle pastörize ediliyor. “Terbiyeli”, “uyumlu” ve takvimde bir resmî gün… Zımparalanmış bir tarih ve sınıf bilinci. Meydanlara çıkmak, bu günü barışçıl, kol kola kutlamak “yassah”! Şu demokrasi dedikleri çok kral bi’ sistem, hem de anayasal güvence falan da var!

Bir dilde “kaba, çirkin, rahatsız edici veya toplumsal açıdan tabu kabul edilen bir kavramın, doğrudan telaffuz edilmeyip daha zarif, yumuşak veya dolaylı bir ifadeyle karşılanması”na “euphemismos” adı veriliyor. “Örtmece” diyorlar. “Hoş adlandırma” da… Ben “edeb-i kelâm”ı tercih ediyorum da mesele bu değil.

Ört ki ölem!


Yorum bırakın