Cumhuriyet gazetesinin başyazısında “yanıtta bulundu” garabeti nasıl ki yer alamazsa web sitesinde de “yanıtta bulundu” kepazeliği yer alamaz, almamalı! Hele hele “hikayede” hiç! Suriyeli gençlere web sitenizde istihdam alanı yarattınız ise ne âlâ! Bu notta amatör oryantal-spiker Hande kızımız “Bülent Serttaş”tır.
“En” kelimesinin anlamını okuyalım öncelikle: “Başına geldiği sıfatın, o sıfatın ifade ettiği anlamın en üstün derecesinde olduğunu belirtir.”
2021 yılının “en hatalı” haber başlığı diyebilmemiz için 2021 yılının bitmesi ve o yıla ait bütün gazetelerin haber başlıklarının tek tek incelenmesi gerekir, öyle değil mi? Daha yılın üçüncü ayında “en hatalı” diyebilir miyiz? Belki önümüzdeki dokuz ayda ne akla ziyan haber başlıkları göreceğiz, belli mi olur!
Kadınlara yönelik canice cinayet zincirine hemen hemen her gün bir halka ekleniyor maalesef. Türkiye gazetesi de bu canice, insanlık dışı cinayetlerden birini haberleştirmiş. Fi tarihinde Radikal Kitap‘ta yılın en iyilerini sayarlarken ve o yılın bitmesine iki ay varken Ahmet Ümit’in son romanı için “yılın en iyisi” yazmışlardı, bu haber başlığını görünce o “en”i hatırladım. Bu haber başlığı bir habercilik, gazetecilik cinayetidir. “İzmir’de vahşi cinayet” yahut “İzmir’de vahşice cinayet” yazmak çok mu zor? Neyin “en”inin peşindesiniz?
Ara ara “akıllı” cep telefonumdan, yine “akıllı” algoritmaların yönlendirdiği haberlere göz gezdirdiğimi bilmeyen yoktur zannederim. SEO tabanlı tabansızların biz tüketicileri kendi mecralarına çekmek için yapmadığı şaklabanlığın kalmadığını da bilmeyeniniz yoktur elbette.
İki gün önce bu şaklabanlık numunelerinden birine daha denk geldim. “Altın fiyatları ÇAKILDI” yazmışlar. “Altın” ve “çakıldı”, hem de nal gibi “ÇAKILDI”! Oltaya gelirseniz eğer… O gün gram altındaki düşüş ne kadardı biliyor musunuz? Tamı tamına %0,49!
“Yazma ve okuma ıslerini” seviyor, para kazanırken “algı yukseltmek icin yapmak istiyor” bu hanım kızımız… Bunları da “redaktör” sıfatıyla yapacağını ifade etmeye çalışmış. Yasin Obuz “sanatçı” ise bu kızcağız da elbette “redaktör” olacaktır, ne bekliyordunuz ki!
Çeşm-i insâf kadar kâmile mîzân olmaz / Kişi noksânını bilmek gibi irfân olmaz
Şu reklamverenlerin “celebrity” merakı ve “marka yüzü”ndeki şaşkın tutumları, yazmaya gerek yok, en çok “ünlü”lere yarıyor elbette. Bu “marka yüzsüzlüğü”nden en çok Burcu Esmersoy ekmek yemiştir, artık hangi firmaların “marka yüzü” olarak banka cüzdanını dolduruyor, takip etmiyorum açıkçası.
“Hayata daha çok zaman” ayırıp banka hesabını doldururken Ezgi de Eti Browni’sini doya doya ısırabilir artık! Oooh, afiyet şeker olsun!
Bu üç adet ilanı da “armut.com”dan aldım. “İhtiyacın olan hizmete kolayca ulaş, bekleyen işlerini hallet” sloganıyla boyacıdan tutun da nakliye hizmetlerine, temizlikçilerden tutun da metin yazarlığına kadar aradığınız hizmeti bulabildiğiniz bir platform.
Neresinden tutup başlayalım? Daha “-de/-da” ekini nasıl kullanacağını bilmeyenlerin metin yazarlığına kalkışmasındaki büyük cesareti mi yazalım? “Edebiyat fakültesi son sınıf öğrencisi”nin sosyal medyada fink atarken yazdıklarını kontrol etmeden aklına eseni rahatça yazmasından aldığı o devâsâ öz güvenin aklını felç etmesini mi? Üstüne üstlük bu kendini bilmeyen genç, hem edebiyat fakültesinde okuduğunu yazıyor hem “sosyal medyada” yazamıyor! Üç satırlık iş arama ilanında nokta koyduktan sonra büyük harfle cümleye başlayamayan birine kim, niçin güvensin? Bu sarhoşluk içinde sosyal medyada metin yazarlığı işine (!) talip olabilmek çok büyük bir cesaret!
Üçü de maşallah çok “özentili”ler! Yahu, bir dijital platformda iş aramak için yola koyuluyorsun ve göndereceğin üç dört satırı ölümüne kontrol etmeyi savsaklıyorsun, sen ne biçim bir metin yazarı adayısın kardeşim! Memlekette öylesine bir çürüme var ki! Edebiyat iki seksen yerlerde… Siyaset kayıkçı kavgası… Aşklar sünepe… Âşıklar cıvık mı cıvık… Ekonomi bitik… Gazetecilik amigoluğa dönüşmüş… Ahlak bitik, yerine koydukları etik… En mühimi insanlık bitik mi bitik! E, bu durumda da ister 2000’li yılların gençliği deyin ister Z kuşağı, netice bu iş ilanlarında ayan beyan ortada.
Tâlib ile metin yazarlığına talip olanlara ve olacaklara bir sır verelim:
Çeşm-i insâf kadar kâmile mîzân olmaz / Kişi noksânını bilmek gibi irfân olmaz