Tur-rup suyu!

Başımızın yeni belası şu yeni TL simgesi… Çarşıda pazarda, “billboard”larda, televizyonda, gazete ve dergi ilanlarında muhtelif kullanımlar karşımıza çıkıyor. N’aparsınız burası garip bir memleket. Herkes kafasına göre takılıyor, bu yeni TL simgesine yer ararken. Oysa yazım kurallarında söz sahibi olması gereken kurum TDK olmalı. Olmamalı mı yoksa?

Türkiye Kasaplar Federasyonu, Türk Tabipleri Birliği’ne nasıl ki müdahalede bulunamazsa, Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı da TDK isimli kurumun işine burnunu sokmamalıydı. O burun sokuldu ve ortalık toz duman oldu. Tam bir kakofoni.

Yeni TL simgesinin rakamların sağında ve solunda kullanıldığı bir karmaşa içinde debeleniyoruz maşallah. Örnek ilanımızı okumaya çalışalım: TL, 199’den başlayan fiyatlarla! Ne güzel! Ne harika! Uluslararası yazıma uyumluluk diye buna derim ben! “199’den” nece peki? Yeni TL simgemiz rakamın solunda olunca ortalık şenleniyor haliyle! Önce “199” okunuyor, ardından “TL’den” geliyor. O ek de bizlerin keklendiğini ayan beyan gösteriyor.  Adam gibi, doğru dürüst “199 TL’den başlayan fiyatlarla” yazmak varken, bu kepazelik nedir Allah aşkına! Ne burunmuş yahu!

Münir Özkul Neşeli Günler’de ne güzel derdi, “Hay, senin aklına tur-rup suyu sıkayım!” diye şeddeli şeddeli. Ben de bu ucube kullanımı Türkçemize, dilimize sokanların, dilin mantığına zerre uymayan bu saçma sapan kullanımı yaygınlaştırmaya çalışanların aklına tur-rup suyu üstüne tur-rup suyu sıkayım!


Reklam meklam: Sipeşıl ofır for remıdan!

Yazım yanlışlarının cirit attığı, güya “international” bu ilanı ortaya koyanların Türkçe bilgisinin yerlerde sürünmesi bir yana, “art”istik donanımları da içler acısı maalesef. Hele “tire”lerdeki espas felaketini nasıl olur da hiç kimse göremez, anlaşılır şey değil! “Tire”lerdeki espas savrukluğuna gıkını çıkarmayan bir firmanın, inşa edeceği evin detaylarındaki işçiliğini varın düşünün artık!

“Onbir” değil, “on bir”; “imkan” değil, “imkân” vs. “Pbx” kısaltması -ve daha fazlası- için FTS hâlâ raflarda. “Offer”lar, “ONBİR”ler, “Ramadan”lar, “Şok Havuz”lar…  “Cep Sineması”nın İngilizcesi niçin “Pocket Cinema” değil diye sormuyorum. Dillerdeki argo deyişle şunu soruyorum: Bu neyin kafası?


“Kültür & Turizm Bakanlığı”na az kaldı!

Uzun uzadıya yazmanın bir anlamı kalmadı artık. Manzara hazin. Manzara ortada. Aortlarımız paramparça. “KARAGÖZ & HACİVAT” ha?! Karagöz ve Hacivat’tan ne istiyorsunuz Allah aşkına!


“Top patladı!”, Türkçenin cenaze namazı kılındı.

Uzun uzun yazmaya gerek yok artık. Yaza yaza mahvoldum, klavyemdeki tuşlar yıprandı, dilimde tüy bitti. Şu “&” işaretini her yerde kullanmaktan vazgeçemedi anlı şanlı “reglam acansları” ne hikmetse! Gözleri ve kulakları o derece dumura uğramış ve kelime dağarcıkları o kadar dımdızlak kalmış ki bu müstemleke sevdalılarının, anlatılacak gibi değil. Tam bir aymazlık içindeler!

İlanı görüyorsunuz. Utanıp sıkılmadan “Hacivat & Karagöz” yazan ve yazdıranların nefes aldığı bir coğrafyada, hizmet sunduğunuz finans kuruluşunun “marka temsilcileri” de size aldıkları kararı tebliğ edecekledir, bütün gün ve ay adlarının başharfi bundan sonra büyük yazılacaktır diye! Böyle başa, böyle tıraş!


* Metrobüste bağıra çağıra “ayfon”larıyla konuşurken de görebilirsiniz bunları.

* Lütfen görsele tıklayınız.


Edmondo De Amicis


İkile* haydi!

İkilemeler Türkçenin büyük nimetlerindendir, bunu bilmeyenin dili fakir mi fakirdir! İkileme kullanılan yazı da sohbet de renklenir, Mahmut Baler’in ballı muhabbetleri kıvamına gelir. Yeri gelir güzel güzel yazarsınız, yeri gelir tatlı tatlı kaşınırsınız, ki o kaşıntı esnasında miskin miskin yatarken acı acı çalan kapının ziline oflaya puflaya, söylene söylene yönelirsiniz.

Geçen hafta sonu bir Peştun masalını düzeltiyordum. O da ne! Microsoft Word hazretleri “birer birer”lerin altına dalgalı çizgiler çekmekte! “Yinelenen Sözcükleri Sil” imiş! Kim yaptıysa bu ayarı! Tepem attı! Senin micro’na da soft’una da başlarım deyip asabımı bozan bu düdük makarnasının angut angut, saç baş yolduran, abuk sabuk ikazlarına bastım küfrü!

Haydi ikile!

* Reklam yazarı olmak isteyenlerin de reklam yazarlarının da okuması, her daim elinin altında bulundurması gereken bir kaynaktır, Vural Sözer’in İkilemeler’i.


Aman “Dikkat”!

Avuç içi kadar ikaz levhasına bu kadar hatayı sığdırmak da bir marifet!


Reklam ajanslarında “sıkıntı” şüphesi

Cümle içinde “virgül”den sonra büyük harf kullanıldığına göre, reklam ajanslarında bir “sıkıntı” var anlaşılan.

Açlığınızı sıkıntıya, sıkıntınızı tatlıya bağlamayın!


Bu ne güzel ağlamaktır Natalie!