Tag Archives: Film

“Nesir ve şiir her gece öldürülür”

“Ekmek ve su verilir şaire hâkimin evinde / Ama nesir ve şiir her gece öldürülür acımasızca

Ekmek dedimse yeminle söyleyeyim size / Kıldan incedir o evde”

The Message, 1976


Küçük hanımlara, küçük beylere filmece!

I’m someone comdemned to creating in the mud! The tavernas don’t want us. They’re afraid of the police. So we decided to hold the trade union dance in the old beer hall! We’ll have music! And we’ll have wine! And we can sing without the wind carrying of our voices. We’re expecting you there!

Bu monolog/replik hangi filmden alınmıştır?


Günah

“Her sokak köşesinde, her evde, ölümcül bir günah görüyoruz ve hoş görüyoruz. Hoş görüyoruz; çünkü sıradan, çünkü olağan. Sabah, öğle, akşam hoş görüyoruz. Hayır, artık olmaz! Ben örnek oluyorum; yaptığım şey şaşırtacak, incelenecek ve izlenecek… Sonsuza kadar!”

John Doe, (Se7en)


“Güneşi Gördüm”

Pek güzel, güneşi gördünüz… Angelopoulos’u da gördünüz mü? Görmedinizse, tez elden görünüz. Theo Angelopoulos’u görün. Mukayese edin. Bu mukayeseyle Mahsun’u şereflendirin.

Üstat Angelopoulos’un 2008 tarihli “Zamanın Tozu” (The Dust of Time) adlı filminde, müzikler her zaman olduğu gibi, gece gibi saçlarına yıldızlar düşen Eleni Karaindrou’dan başkasının değil. Ruhumuzun ücra köşelerine kandil tutuyor yine. Bir şifacı gibi, ruhumuzu sağaltmaya çalışıyor notalarla… Bilmiyor, yaralarımız daha da derinleşiyor oysa…

Mukayese etmek iyidir dedik ama bu kıyastan haberi olsa Mahsun gurur duyar da, Theo üstat mahzun mu olurdu acaba? “Emeğe saygı”da kusur etmez, “görkemli” sahneler hususunda sükûnet dersi verirdi belki Kırmızıgül’e… Uzun sekansların mütevazı ustası Theo Angelopoulos’un tüm filmlerine sinen o hüzün, geçmişin o kabuklaşmış yaralarını iyileştirmeye çalışan o sakin tavır yok mu! Am’rikan filmlerinde dur durak bilmeyen delicesine kurguya inat, Barça’nın insanın başını döndüren bol hazırlık paslarından sonra, “netice”ye giden futboluna benzer uzun planlarla bezeli sahnelerinde ne kadar az kurgu o kadar film mantığı egemendir. 2004 tarihli The Weeping Meadow’un unutulmaz “beer hall dance” sekansına zırt pırt sansür uygulanan meşhur paylaşım sitesinden bakmanızı tavsiye derim. Müziğin kudretini göz ardı etmeden… Nuri Bilge Ceylan’ın favori yönetmenidir zannımca Angelopoulos. İkinci Yeni’nin “papaz”ı Ece Ayhan, şiirini beğenmediği bir şair için “uzun bir yeteneksizlik” yazmış vakti zamanında. Angelopoulos üstadın sakin, dolgun, hayatın ta kalbinden söküp çıkardığı teatral planlar da “uzun” bir kuğu boynu gibi “upuzun” zarafet!