Aaaşıkım!

“Deja VW” yaşatıyorlar bana her defasında. Şu gariban “inceltme/düzeltme” imini görmezden gelenlerin vurdumduymazlığında başıma gelen hep “Deja VW”! Bu ifadenin -ve o kelimenin- yer aldığı web sayfasını görünce aşık kemiğim 3 saniye içinde sızlayıverdi.


Dinince dinlen Sylvia Kristel, dökülüyor Hürriyet tel tel!

Hürriyet okurları için -hazin- test: Hangisi doğru?

a) Hoşçakal

b) Hoş çakal

c) Hoş çak al

d) Hoşça kal


Pazarlama cliché’si

 


Reklam meklam: Türkçe mi? Salla gitsin!


İşyerine isim bulmakta ne var Allah aşkına!

Doğacak çocuğa isim bulmak zordur. Açacağınız işyerine de… Yeldeğirmeni’ndeki bu mütevazı lokanta isim mevzuunda hiç sıkmamış kendini. Mesajı gayet net. Ne ecnebi bir isme saldırmış ne de dikkat çekmek için ismini İngilizce-Türkçe karması şaklabanlıklara kurban etmiş.

Karşınızda Ankara’nın Güzel Yemekleri! İşte AN-GÜ-YE! Hürmetlerimi sunarım.


Seç, beğen, al!


Reklam meklam: “Şiir gibi kampanya”

D&R mağazalarında artık şiir kitabı satılmayacakmış! Bu haberi “sosyal medya” üzerinden okudum. Hiç şaşırmadım. Zaten en “baba” şiir kitabı bin adet sattığında yayıncı gerdan kıracak hale geliyor.

“Çok Satan”lar ile “Çok Hızlı Satan”ların hükümranlığında ezilip duran gariban şiir kitapları, rafların en ücra köşelerinde boyunları bükük bekleşip dururlar kendilerine uzanacak o mübarek elin hasretiyle. Elektronik aletlerden yayılan kemanımsı gıy gıylar eşliğinde “anam, canım anam”larla başlayıp dinî ve millî bam tellerine şelpe tekniğiyle abanarak sulu zırtlak yâveleri şiir diye yutturanların ortalık yere bıraktıklarını şiir zannedenler o kadar çoğaldı ki, “klip” mantığında seyredilen “şiir”in edebiyat tarihine malolmuş isimlerini bilen, okuyan (da) kalmadı memlekette neredeyse. Kitabevlerinden atılması düşünülen şiir kitaplarına reva görülen faşizan tavrın antidemokratik yanını yazmaya gerek bile yok tabii!

Reklam yazarlarının şiirle ülfet etmeleri gerektiğini yeri geldiğinde yazıp durdum. V. B. Bayrıl da “aklın yolu bir”den geçer gayet dokunaklı bir Ersin Salman anekdotuyla. Duayen reklamcıların bu husus hakkında neler dediklerini öğrenmek isteyenler Sözcüklerle Dansedenler‘i mutlaka okumalıdır. Bu vesileyle SD’de bir yazısıyla ve dört şiiriyle yer alan Bilgin Adalı’yı anayım. Mekânı cennet olsun. Manajans, Cenajans, Parajans’ta reklam yazarı ve yaratıcı yönetmen olarak çalışmıştır müteveffa Bilgin Adalı. Berkant gibi, o da 1 Ekim’de Hakk’a yürüdü.

Genellemeler tehlikelidir elbette. Ancak şiire burun kıvırdığını ileri sürmekten imtina edecek de değilim reklam yazarlarının. Görünen köy GPS istemeyecek kadar ortada maalesef. İlanlardaki Türkçe sefaletini kenarından köşesinden yazmaktadır bu fakir birkaç yıldır. Hem de her şeye rağmen. Ahmet Hamdi’nin, Ahmet Muhip’in, Ece Ayhan’ın, Turgut Uyar’ın, Cemal Süreya’nın bir dizesini ezberine almamış reklam yazarı kardeşlerim eksik bakar hayata, insanlara, reklamverene, reklama… Bakar bakmasına ama karşıma “şiir gibi kampanya” başlığıyla çıkınca da beni canevimden vurur!

Hayatımızdan şiiri çıkardık, cicili bicili kitapçılardan da kovma arifesindeyiz. “Manili” bir ilanla burun buruna geliverince, yüzümün kasları suya damlamış zeytinyağı gibi genişleyiverdi. Bir otomotiv şirketi “şiir gibi” bir ilan hazırlayamamış olsa da “şiir” kelimesini ilanında kullanmış ya… O yetti bana!

Bitirirken bir sorum olacak: Niçin “2500” de, niye “18.000”? Niçin?


“Geniş özet” yetmez! “Gepgeniş özet” de isteriz ey TRT!

Bana “geniş özet”in resmini yapabilir misin Ersin?

Geniş: Eni çok olan, enli, vâsi (1), Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı (2),  Bol (3), Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro (4) Çok (5).

Özet: Bir yazı veya sözün anlamını daha kısa ve özlü biçimde veren yazı veya söz, hülasa, fezleke, ekspoze.

tdk.gov.tr


Reklam meklam: Canım KOBİ’m, sen işine bak, ben hallederim Türkçeyi!

Ne zaman böyle hazin ifadeler görsem, “rasyoneli müşteriye açıklanmış” ama pratikte mesajı tüketiciye geçiremeyen bir ilanın polemiğinde dile getirdiğim “reklamcılık yengen” sözümü hatırlarım. Gerçekten çok üzücü. Başı ayrı telden çalıyor, kıçı ayrı telden… Neymiş, bana mı kalmışmış ahkâm kesmek! İclal Aydın mı, Ayşe Özyılmazel mi yazacak bunları? Laf işte! Marketing Türkiye de MediaCat de ayrı bir âlem zaten!

Konuştuğu dili yazıya dökemeyenler, “iletişim çalışması” adı altında hem hak etmedikleri parayı ceplerine indirecekler hem yanlışları afişe edildiğinde kıyamet koparacaklar! Ne âlâ memleket! Yok öyle yağma! Bunu sadece bu iş için söylemiyorum, iyice bilinsin. Reklamcıyım, reklam yazarıyım, kreatifim diye zart zurt eden Türkçe fakirlerinedir sözüm!

Sonra da gelsin “offer”lar, gelsin “ebat uyarlamaları”, gelsin “iletişim çalışmamıza bu mesajla devam ediyor olacağız”lar… Bir sürü ipe sapa gelmez, içi boş, fiyakalı “isterler”, “yapalım”lar… Ah, Eli Acıman! Ah, Seyhan Erözçelik! Ah, Hulki Aktunç! Ortalık iki lafı bir araya getiremeyen kifayetsiz muhterislerden geçilmez oldu. Geçilmez de! Sen gidip  iki “özne”yi bir “yüklem”e bağlarsan böyle sakat bir cümleye amatörün de amatörü bir ebelik yaparsın işte! Yazık.


Reklam meklam: Vay, vay, vay! “WOW” Subway!

Of, şu sandviçin güzelliğine bak! Vay, şu  sandviçi yeme de yanında yat! Çok mu “banal” buldunuz sanal âlemdeki bu “of”lu, “vay”lı örnek cümleleri? Öyle be, az biraz Türkçe yazıyoruz be! Maslak “gourmet”si Hamdi Bey’in kulakları “hi-res”ler içinde çın çın çınlasın be!

Didaktik adam yaftasına razı ola ola birkaç küçük bilgi sıkıştıralım. Beğenme, acıma, öfkelenme gibi duyguları yansıtan kelimelere “ünlem” denir. Emine Ün, haydi sen de ünlen bu magazin âleminde, cümlemiz de “bonus”umuz olsun, Türkçe ünlemlere bigâne kalanlar çün, he mi? Hanımlar, beyler! Türkçede “ünlem”ler üçe ayrılır: Temel ünlemler, ünlem vasfı kazanmış yansıma kelimeler ve ünlem değeri kazanmış sözcüklerdir. “WOW” diye bir ünlem Türkçede yok-tuuur!

“WOW”dan ötesine aklı ermeyenler de nasiplensin diye Türkçenin zengin “ünlem” havuzuna balıklama dalalım şimdi de:  AH, BE, E, A, EY, AY, HAYDA, HAYDİ, HAH, OF, ÖF, HİŞT, HEY, ULAN, UF, TÜH, OH, VAY, YAHU ve de YUUUH!

Alfabemizdeki harfler “hayret”inizi yazıya aktarmanıza yetmedi ve iki adet “W” kullanarak bu eksiğinizi gidermek istediniz demek? Waoow! Okey man! Peki, kesirleri ayırmak için virgül kullanmıyor muyduk? “4,75 TL” yazmak ne kıroluk olurdu kim bilir! Yeni TL simgesini Evropa ile entegrasyon sağlamak adına (am-man, sakın ola “için” kullanmayın, ecinniler çarpar marpar!) rakamın soluna yazdıran zihniyete paralel bir ilan çalışması son tahlilde. Excellent! Bu ilan analiz edilse eser miktarda Türkçe bulunacağına 1’e 100 bahse girenler köşeyi dönebilirler.

“WOW” diyen dillerinizi Huysuz Virjin elceğizleriyle koparır inşallah!