İkile* haydi!

İkilemeler Türkçenin büyük nimetlerindendir, bunu bilmeyenin dili fakir mi fakirdir! İkileme kullanılan yazı da sohbet de renklenir, Mahmut Baler’in ballı muhabbetleri kıvamına gelir. Yeri gelir güzel güzel yazarsınız, yeri gelir tatlı tatlı kaşınırsınız, ki o kaşıntı esnasında miskin miskin yatarken acı acı çalan kapının ziline oflaya puflaya, söylene söylene yönelirsiniz.

Geçen hafta sonu bir Peştun masalını düzeltiyordum. O da ne! Microsoft Word hazretleri “birer birer”lerin altına dalgalı çizgiler çekmekte! “Yinelenen Sözcükleri Sil” imiş! Kim yaptıysa bu ayarı! Tepem attı! Senin micro’na da soft’una da başlarım deyip asabımı bozan bu düdük makarnasının angut angut, saç baş yolduran, abuk sabuk ikazlarına bastım küfrü!

Haydi ikile!

* Reklam yazarı olmak isteyenlerin de reklam yazarlarının da okuması, her daim elinin altında bulundurması gereken bir kaynaktır, Vural Sözer’in İkilemeler’i.


Aman “Dikkat”!

Avuç içi kadar ikaz levhasına bu kadar hatayı sığdırmak da bir marifet!


Reklam ajanslarında “sıkıntı” şüphesi

Cümle içinde “virgül”den sonra büyük harf kullanıldığına göre, reklam ajanslarında bir “sıkıntı” var anlaşılan.

Açlığınızı sıkıntıya, sıkıntınızı tatlıya bağlamayın!


Bu ne güzel ağlamaktır Natalie!


“CILK”

Yiğit Özgür


“Bilgisayarlısı”

Umut Sarıkaya


En uzun benimki: 34 cm!

Reklam metinlerinde (“kreatifler” buna “badi kopi” demeyi pek sever) ve görsellerde cinsel çağrışımlara asfalt döşeyen yemler kullanmak her daim geçer akçedir. Antipatik de gelse, ucuz bir yöntem olarak da görülse “iyi niyet”leri zorlayan bu tür tuzakları kullanmaktan geri duramaz bazı “kreatifler”.

Bu yerel ilanda da, pek çok reklamda gördüğümüz “uzunluk” esprisine bel bağlamış reklamcılarımız. Kolay, zahmetsiz bir yol. Cinsiyetçi yanı baskın. Aklını belden aşağısıyla bozmuş halkımızın Haydar Dümen ağabeyi yıllardır yazıp çiziyor oysa! Önemli olan uzunluğu değil, işlevidir.

Ha, benimki “en uzun” demiştim hani. Benimki epey uzundur. Hem de kalın. Kalemim canıııım! Boyu 34 cm, kalınlığı da 3 cm! Metin Aroyo biraderim bu “uzunluk” değinmemi çok iyi hatırlayacaktır. Tabii  bu yazıyı okursa… Onun bu yazıyı okuması ise benim Stephen King’in 22/11/63 romanına “redaksiyon” hizmeti vermem kadar uzak bir ihtimal.

Hayat işte! Kalemimi masamdan izinsiz alan birine hitaben yazıp şirket içine gönderdiğim mesajın, yıllar sonra “sosyal medya”nın en cevval üyesine (ben değilim, “blog”) malzeme olacağını öngörebilir miydi acaba “cep çapkını” Metin kardeşimiz? Zannetmem.

Yazalım: “Herşey” değil, her şey! “Yumuşatici” ise uzunluk kurbanı!


Birdirbir oynamak, eklem ağrılarına birebirdir, değil mi birader? Görsel* ise bire bir değildir.

* Marketing Türkiye, 15 Haziran 2012, Bir reklam mecrası olarak AVM’ler, sayfa 17


Yazar mazar ne yazar?


Ünlü münlü, pirinç mirinç, “prinç”!