Tag Archives: İnsan

Farkhunda mısınız?


Küçük Çiftlik Parkı


Saime Sinan’ı tanır mısınız?


Ömer “Çadırcı” Hayyam

“Kendi içmez, içeni kınamaya bayılır

Yüzünden aldatmayla sahtekarlık yayılır

Şarap içmiyor diye kasılıp gezer

Ama yedikleri yanında şarap meze sayılır”


Güzel huyluuu, diksiyonu leziiiz, beli pek kıvrak değiiil!


Üstteki karenin yer aldığı ve Steve McManaman adlı kullanıcının YouTube hesabındaki bu videonun başlığı şu: Hande Sarıoğlu, Siyasal İslama Göğüs Geriyor!

Oysa o nelere göğüs germedi ki! Hatta kalçasını siper etti bu hayasızca akınlara karşı! “Renkli” kişiliğinden taviz vermedi, salladı da salladı… Ahmet Hakan Coşkun’a da verdi ağzının payını… Ne kadar arzulanan bir dişi olduğunu, A. H. Coşkun’un hormonal seviyesini salya ifrazatını baz alarak dile getirdi… Bahis gazetesinde futbol maçlarına dair tahminleri ile coin piyasındaki yaraya merhem olmaya gayret ediyor kıvrak ka, pardon, zekâsıyla… İrşâd eyle cümle garibi Hande!

Artık nasıl bir arkadaş ortamıysa… Oryantal oynamaya çalışan arkadaşa ağız suyu akıtan bizden değildir, Ahmet Hakan! Besbelli Hande Sarıoğlu, boş vakitlerinde spikercilik oynamayı seviyordu, o daha ziyade Instagram’daki şuh pozlarıyla hayran kitlesinin ruhuna şifa vermeye ayarlı gibiydi. Kozmetiğin, estetik ilminin sıkı bir takipçisi de oydu. Kulak tırmalayan ses tonuyla “spiker” olarak istihdam edilmesi çok zorken ve diksiyon dezavantajı da gün gibi ortadayken “sarışın kadın” düşkünü “errrkeg” takımının ve “ekşi sözlük” taifesinin “gece avcısı” timine servis edilmiş bir “arzu nesnesi” idi.

Arkadaş ortamında oryantalin canına okuduğuna göre bir Seher Şeniz bir Nesrin Topkapı görmüşlüğü, incelemişliği olması beklenir; lâkin kalın beli ve oldukça iri kalçalarıyla onlardaki esneklikten ve kıvraklıktan fersah fersah uzakta haliyle. Eh işte, sadece arkadaş ortamında kakara kikiri efektine fon niyetine… Müzik ile uyumu da çok kötü seyrettiğim performansında, ağzımın suyunu akıtma eşiği ise epey düşük bu arada.

Nâçizâne tavsiyemdir, hem Hande’ye hem Hande gibi oryantale hevesli hemcinslerine: Uzun uzun analizlere girmeden, sadece isim vereceğim, ki seyretmekle olsaydı kediler kasap olurdu, sözünü de akılda tutarak o isimlerin performansları sıkı sıkıya, ileri sarmadan seyredile!

Aida Bogomolova, Alla Kushnir (hocası Julia Popova’dır), Dariya Mistskevich ve Julia Targonska’nın videoları tekrar tekrar seyredile! Özellikle sen, Hande! Oryantaldeki gelişimini takip edeceğim, ona göre! Arkadaş ortamındaki yeni videonda (Videoton, nasıl iyi mi bu sene?) görüşmek üzere… Su mu akıtmak yok, efendice bekleyeceğiz oryantal âşığı bir âdem sıfatıyla… Göriim seni!


“Veba Geceleri”ne oyuncu aranıyor!

Sırma Yanık senaryolaştırır, Rasim Ozan ile Nagehan da bir rol kapar artık! O kadar da olsun yani, di mi? Zaytung haberi gibi! PR’ın, pazarlamanın ucu bucağı yok. Oysa bunlara ihtiyacın da yok Orhan Bey. Var mı yoksa?


Her şey ucuzluyordu…

“Yazma ve okuma ıslerini” seviyor, para kazanırken “algı yukseltmek icin yapmak istiyor” bu hanım kızımız… Bunları da “redaktör” sıfatıyla yapacağını ifade etmeye çalışmış. Yasin Obuz “sanatçı” ise bu kızcağız da elbette “redaktör” olacaktır, ne bekliyordunuz ki!

Çeşm-i insâf kadar kâmile mîzân olmaz / Kişi noksânını bilmek gibi irfân olmaz

Tâlib


Reklam meklam: Eti Browni ile ING keyfi!

Şu reklamverenlerin “celebrity” merakı ve “marka yüzü”ndeki şaşkın tutumları, yazmaya gerek yok, en çok “ünlü”lere yarıyor elbette. Bu “marka yüzsüzlüğü”nden en çok Burcu Esmersoy ekmek yemiştir, artık hangi firmaların “marka yüzü” olarak banka cüzdanını dolduruyor, takip etmiyorum açıkçası.

“Hayata daha çok zaman” ayırıp banka hesabını doldururken Ezgi de Eti Browni’sini doya doya ısırabilir artık! Oooh, afiyet şeker olsun!


Cahil cesur olur. Kendini de bilmez, haddini de…

Bu üç adet ilanı da “armut.com”dan aldım. “İhtiyacın olan hizmete kolayca ulaş, bekleyen işlerini hallet” sloganıyla boyacıdan tutun da nakliye hizmetlerine, temizlikçilerden tutun da metin yazarlığına kadar aradığınız hizmeti bulabildiğiniz bir platform.

Neresinden tutup başlayalım? Daha “-de/-da” ekini nasıl kullanacağını bilmeyenlerin metin yazarlığına kalkışmasındaki büyük cesareti mi yazalım? “Edebiyat fakültesi son sınıf öğrencisi”nin sosyal medyada fink atarken yazdıklarını kontrol etmeden aklına eseni rahatça yazmasından aldığı o devâsâ öz güvenin aklını felç etmesini mi? Üstüne üstlük bu kendini bilmeyen genç, hem edebiyat fakültesinde okuduğunu yazıyor hem “sosyal medyada” yazamıyor! Üç satırlık iş arama ilanında nokta koyduktan sonra büyük harfle cümleye başlayamayan birine kim, niçin güvensin? Bu sarhoşluk içinde sosyal medyada metin yazarlığı işine (!) talip olabilmek çok büyük bir cesaret!

Üçü de maşallah çok “özentili”ler! Yahu, bir dijital platformda iş aramak için yola koyuluyorsun ve göndereceğin üç dört satırı ölümüne kontrol etmeyi savsaklıyorsun, sen ne biçim bir metin yazarı adayısın kardeşim! Memlekette öylesine bir çürüme var ki! Edebiyat iki seksen yerlerde… Siyaset kayıkçı kavgası… Aşklar sünepe… Âşıklar cıvık mı cıvık… Ekonomi bitik… Gazetecilik amigoluğa dönüşmüş… Ahlak bitik, yerine koydukları etik… En mühimi insanlık bitik mi bitik! E, bu durumda da ister 2000’li yılların gençliği deyin ister Z kuşağı, netice bu iş ilanlarında ayan beyan ortada.

Tâlib ile metin yazarlığına talip olanlara ve olacaklara bir sır verelim:

Çeşm-i insâf kadar kâmile mîzân olmaz / Kişi noksânını bilmek gibi irfân olmaz


Cem Yılmaz tarikatı ve müritleri

“Yapım kalitesi, sinematografi, Protagonist akılda kalıcı ‘yerel’ karakterler, klişe hikayelerden tavşan çıkartabilme yaratıcılığı ve repliklerde üretilebilen popüler kültür dili açısından Cem Yılmaz sinemasının bir kısmı gelecekte etnografya belgeseli niteliğindedir. Evrensellik?” diye bir tweet atmış 7 Mart 2021’de Ceyhun C. Canbazoğlu.

Cem Yılmaz da bu tweet’e aynen şöyle cevap vermiş: “Evrenselliği sana bahşettim.Hemen çalışmalara başla.Ceyhun Ezberoğlu.”

Cem Yılmaz’ın bu cevabına hayranları 139 adet cevapla destek vermiş, C. Yılmaz filmlerini eleştirme “hadsizliğini” yapan C. C. Canbazoğlu da o çok iyi bildiğimiz sosyal medya lincine mâruz kalmış. Ne entelliği kalmış ne davarlığı… Sosyal medya adı verilen bu değneksiz köyde yer almamakta ne kadar haklı olduğumu bir kez daha gördüm. 43 retweet yapılmış, 2,3 B de “kalp” bırakılmış.

Post-modern bir “şeyh-mürit” ilişkisidir iliklerimize kadar işleyen, bu “tweet” muharebesinde gördüğümüz. Cem Yılmaz’ın filmlerine zinhar laf edilemez, eleştirilemez! Niye? Ki bu satırları Cem Yılmaz’ın stand-up gösterilerini defalarca seyretmiş, zekice esprilerine karın kası felç olacak kadar gülmüş, filmlerini keyifle seyretmiş biri yazıyor, dikkatlerden kaçmasın. Kim ki sanatın bir dalında üretim yapar, o kişi eleştirilmeyi de göze alır, almalıdır. Ötesi kibirdir.

Bu memlekette entelektüel birikime kanlı, gözü dönmüş bir öfke var! Efendim, niçin “protagonist” demişmiş? Sana mı soracağız zihin dünyamızdaki bir fikri yazıya dökerken kullanacağımız kelimeleri? Eleştirmek suç, bir de eleştirilen sanatçının hayranlarının kültürel birikimlerini gözeten “light” bir üslup kullanacağız! Başka bir arzunuz var mıydı? Sorsanız bu Cem Yılmaz müritlerine, hepsi de sapına kadar demokrattırlar! Sevsinler, canlarım benim!

Bu memlekette riyakârlık kapalı gişedir! Herkes işine nasıl geliyorsa öyle konumlanır, ötesi boş laf! C. C. Canbazoğlu, C. Yılmaz’ın filmlerindeki “evrensel” dokunuşu eksik bulmuş olabilir. İran sinemasının “baba” yönetmenlerinin filmlerinden yerellik fışkırır; fakat evrenseldir. C. Yılmaz’ın komedi anlayışı fazlasıyla “yerel”dir ve bu “yerel”likle evrensel ölçekte sinematografik başarı kazanması mucizedir.

Cem Yılmaz’ın yıllardan beri devam eden “stand-up”ları başarılıdır. Bazı filmlerindeki oyunculuğu da çok iyidir, iyi bir oyunculuk hamuru vardır. Bütün bunlara rağmen Cem Yılmaz ELEŞTİRİLEMEZ bir tanrı değildir! Ki pek çok insan kendi meşrebine göre kâinatın bir yaratıcısı olup olmadığından başlayıp o “yaratıcı”yı eleştirebilmektedir de… CMYLMZ’nin bu dokunulmazlığının kaynağı nedir? En ufak ve edepli eleştiriye bu tahammülsüzlük niyedir? Kim ki icra ettiği sanatta tanrılaştırılır, tehlike de o anda başlar.