Tag Archives: Taxi

Bir Programcılık Hevesinin Kısa Tarihi veya “Radyocu”da FTS

Bir programın ilk olması, zayıf olmasını mazur göstermez; yalnızca acemiliği kayda geçirir.

O gece olan buydu: Davet ettiğiniz konuğu konuşturmadınız. “İnteraktif program” dediniz; fakat stüdyoda işleyen şey tek kişinin sinir eşiğiydi.

Sorun sertlik de değildi. Sertlik, yerinde olursa üsluptur. Sizinki üslup değil, tahammülsüzlüktü. Kafanıza yatmayan her cümleyi daha tamamlanmadan budadınız; sonra da ortaya çıkan kısırlığı seyircinin, konukların, hatta formatın üstüne bıraktınız. Ev sahibi olmayı, sözü kısmakla karıştırdınız.

Bir programcının asıl marifeti, farklı sesleri aynı masada diri tutabilmektir. Siz o gece masayı kurmadınız; masaya vurup durdunuz. Böyle olunca sohbet çıkmadı, çıkamazdı. Gerilim de formatın süsü zannedildi.

Daha kötüsü şu: Şiirden, felsefeden, dilden söz açılınca stüdyoya Hecin devesi girmiş gibi davranıldı. Oysa spor denen sahadaki hoyratlığın kökü tam da oradadır: düşünce kıtlığı, dil yoksulluğu, hayal gücü eksikliği. Tribünden sahaya çakmak atan ile stüdyoda sözü boğan aynı iklimin ürünüdür. Biri elini kaldırır, öteki sesini yükseltir. Aradaki fark, sadece mekân farkıdır.

O gece programınıza bir konuk gelmedi sadece; size bir imkân geldi. Onu da sabırsızlığınızla harcadınız. Sonra “neden interaktif olmadı” diye sormanız, yangını çıkaranın dumandan şikâyet etmesine benziyor.

İlk programınızdan sonra aynaya bakmanız için ille de sözlük yazarlarına, forum çocuklarına, tribün reflekslerine ihtiyacınız yok. Daha basit bir ölçü var: Stüdyodaki insanların yarısı sustuysa, sorun onların çekingenliği değil, sizin kurduğunuz dildir.

Kısacası: O gece televizyonda bir program değil, programcılık iddiasının prova kaydı vardı. Bu memlekette vasatı karizma zanneden çok olur. Ekran, bu yanılgıyı bir süre taşır. Bir süre…