Monthly Archives: Temmuz 2026

Kadir bilmek öldü.

Ölenin arkasından herkesin hemen hemen aynı cümleleri kurması bekleniyor: Büyük oyuncuydu, efsaneydi, aydın sorumluluğuna sahipti. Keşke “aydın sorumluluğu”nu Pekcan Koşar için de taşısaydı.

Selvi Boylum Al Yazmalım, toplumun büyük bir çoğunluğunun belleğinde hâlâ yaşıyorsa ve izi silinmemişse bunda Pekcan Koşar’ın bir erkeğin duygu hâllerini tüm nüanslarıyla yansıtan sesinin aslan payı vardır.
Aynı şekilde Asya’nın içimize işleyen açmazlarında, utangaç sevgisinde, kararlı tavırlarında, içi kan ağlayan anlarında Türkan Şoray’ın bakışı, duruşu kadar Tijen Par’ın o ölümsüz sesi de yankılanır.

Ancak bizim sinema hafızamız yıldızın yüzünü allayıp pullar, sesin emeğini görmezden gelir. Perde önündekini alkışlar, perdenin arkasındakine “zaten işiydi” deyip geçer. Hatta Kadir İnanır ile Türkân Şoray’ın kendi sesleriyle Selvi Boylum‘da oynadıklarını zannedenler azımsanmayacak bir yekûnu tutar.

Kadir İnanır’ın Pekcan Koşar’ı andığına dair bir kayda rastlamadım. Türkan Şoray’ın da Tijen Par’a hak ettiği vefayı gösterdiğini okumadım, duymadım bugüne dek. Daha birkaç hafta önce Ahmet Mekin ile telefon sohbetine denk geldim Halk TV’deki “Görkemli Hatıralar” adlı programda “Sultan”ın ve Tijen Par’ı tek kelimeyle olsun anmadı! Ne Tijen Par anıldı ne Cemşit’e hayat veren Kâmran Usluer. “Kadir bilmek” yalnız ölenin arkasından güzel söz söylemek değil, kadir bilmek; seni büyüten, seni hafızalara nakşeden emeğin adını anabilmektir.

Seslendirme sanatçısının adını anmayan bir sinemacı belleği kim ne derse desin sâkıttır.