Tag Archives: Dil

Tashih-i Küllî: Kurumsal dil cinayeti ve imlâsız hayat

İmlâ “detay” değil, cinayet mahalli. Kurumsal kibir, “brief” yalanı ve jargonla Türkçeyi nasıl sakatlıyor?

Bindik bir âlâmete, gidiyoruz kıyamete:
her yer billboard, her yer rengârenk yalan.

Siz ki Türkçeyi
markaların önüne çiğ et gibi attınız;
“dünya markasıyız” diye kasılıp
“de/da”yı ayıramadınız.

Kırk katlı plazalarınızın asansörü bile
benim defterimdeki virgül kadar kıymetli değil.
“İçgörü” diyorsunuz, “inovasyon” diyorsunuz;
altın varaklı brief’lerin içine
dili dilim dilim gömüyorsunuz.

A swirling vortex of glowing letters and symbols mixed with shattered glass under a dark sky.

İmlâ değil bu: cinayet mahalli.
“Ve”yi zindana tıktınız,
noktalı virgülü darağacına çektiniz.
“Eşsiz”leri tavuk yemi gibi serpiyorsunuz;
kelimeye değil, parıltıya yatırım…

Alın o pırıl pırıl sunumlarınızı,
gidin başka birini yaldızlı laflarla kandırın.
Elimde kırmızı bir kalem yok;
ihanete uğramış bir dilin kanı var.

Çünkü bir kelime, doğru yazıldığında ordudur.
İmlâsız bir hayat yaşarsınız;
ama doğru bir söz söyleyemezsiniz
mezar taşınızda bile.

Benim kalemim kırmızı, dilim sipsivri;
kurumsal kibrinize neşteri tereddütsüz atarım.
Küfretmiyorum — alt tarafı tashih-i küllî.


Bî-haber misiniz Google Translate’den?


Bu bir: “aksiyon mahsulleri”

Bu iki: “süper kötü pataklayıcı ana karakter”

Bu da üç: “ne yapacağından bir haber olan”

“Bir haber” ne yahu?! Buna “adletmek”i de yapıştırsaydın ne harika olurdu! Üstüne “şarz”ı da ekledin mi lokum lokum! Arapça ve Farsça kelimelerin başına gelen ve “-siz, -mez” eklerinin anlamını karşılayan bu ön ek ile oluşturulmuş o kadar çok kelime vardır ki… Bî-ar olan biri ancak bu “Google translate” rezaletine tevessül ederdi, ki öyle de olmuş zaten.

Dede Efendi’nin vals ritimleriyle (makamı rasttır) hemen hemen herkesin mırıldanmakta zorluk çekmeyeceği o meşhur şarkısında da “bî-bedel”i görmekteyiz. Benzeri olmayan, eşsiz anlamındadır.
“Yine bir gül-nihâl aldı bu gönlümü / Sîm-ten gonca-fem bî-bedel ol güzel
Âteşîn ruhleri yaktı bu gönlümü / Pür-edâ pür-cefâ pek küçük pek güzel”

Dede Efendi, bu şarkının ilhamını, gönlünü düşürdüğü Gülnihal Kalfa’dan almıştır. Yaşadığı dönemi düşündüğümüzde bu şarkı Dede Efendi için epey “light” gelmiştir. Hatta o kadar ki gelenekten kopuşun âdeta simgesi olan bu “hafif” şarkı için talebesi Dellâlzâde İsmail’e, “İsmail, bu oyunun tadı kaçtı.” dediği söylenir.

“Gugıltıransleyt”e dönelim biz yine ve dünyadan bî-haber (“bîhaber” yazımına da fitim) olanların küçük dünyalarına fiskemizi atalım, atalım ki az da olsa silkinsinler Atlas Silkindi ile sosyal medyada sağa sola caka satmadan evvel!