Tashih-i Küllî: Kurumsal dil cinayeti ve imlâsız hayat

İmlâ “detay” değil, cinayet mahalli. Kurumsal kibir, “brief” yalanı ve jargonla Türkçeyi nasıl sakatlıyor?

Bindik bir âlâmete, gidiyoruz kıyamete:
her yer billboard, her yer rengârenk yalan.

Siz ki Türkçeyi
markaların önüne çiğ et gibi attınız;
“dünya markasıyız” diye kasılıp
“de/da”yı ayıramadınız.

Kırk katlı plazalarınızın asansörü bile
benim defterimdeki virgül kadar kıymetli değil.
“İçgörü” diyorsunuz, “inovasyon” diyorsunuz;
altın varaklı brief’lerin içine
dili dilim dilim gömüyorsunuz.

A swirling vortex of glowing letters and symbols mixed with shattered glass under a dark sky.

İmlâ değil bu: cinayet mahalli.
“Ve”yi zindana tıktınız,
noktalı virgülü darağacına çektiniz.
“Eşsiz”leri tavuk yemi gibi serpiyorsunuz;
kelimeye değil, parıltıya yatırım…

Alın o pırıl pırıl sunumlarınızı,
gidin başka birini yaldızlı laflarla kandırın.
Elimde kırmızı bir kalem yok;
ihanete uğramış bir dilin kanı var.

Çünkü bir kelime, doğru yazıldığında ordudur.
İmlâsız bir hayat yaşarsınız;
ama doğru bir söz söyleyemezsiniz
mezar taşınızda bile.

Benim kalemim kırmızı, dilim sipsivri;
kurumsal kibrinize neşteri tereddütsüz atarım.
Küfretmiyorum — alt tarafı tashih-i küllî.


Yorum bırakın