Author Archives: adnanalgin

Unutulmaz: Öyle Bir Geçer Zaman Ki ve “anlatımcı” müzikleri


Mr. Spock söylüyor: I Walk The Line


Şerefine içiyorum: “Pink Floyd’un Dediği Gibi”


Bestekâr ve ûdî Şekip Ayhan Özışık bu topraklarda yaşamıştı ey “Survivor” seyircileri!

Ses: Vedat Kaptan Yurdakul


Sanat nedir, sanatçı kime denir? Cevabı Trevor Jones veriyor!


“Inshallah”

Tamam Sting… Tamam Ibrahim Malouf… Davuldaki ustaya da özel dikkat: Vinnie Colaiuta.

Jeff Beck’le olan işbirliği için diğer videoya müracaat ediniz.


Efsane: Shape of My Heart (Leon)


Efkâr’ım sığmaz içime!

efkar

“Arka Sokaklar”ın seyircilerinin teveccüh göstermediği “Familya”nın “düşünür”, feleğin çemberinin iç acılarını (yazım yanlışı yok) ta ruhunda demlemiş karakteri Efkâr’a hayat veren Neslihan Arslan, Edip Cansever’in unutulmaz dizelerindeki (Var mıydık? Belki… biraz) soru ekininin duvardaki panoda bitişik yazıldığını görseydi Efkâr gibi lafı yapıştırırdı eminim: Annem, sen ilkokula gitmeyip sağda solda Japon yapıştırıcısı mı sattın bakiim! Ne bu yapıştırma merakı, ha?

Diziciler tayfası, gelin hele yamacıma da bi’ şey diyeyim: “Familya”yı seyredin de dizi oyunculuğu neymiş bi’ görün, bakalım ondan sonra müsamere seviyesindeki “Arka Sokaklar”a bi’ daha bakabilecek misiniz!


Yang

yang

Rahmetli Cenk Koray Fırt’ta yazardı yıllaaar önce buna benzer “soğuk” esprileri ve bir dönem ben de bu soğuklukları alıntılayarak pek çok kişiye Sibirya iklimini iliklerine kadar hissettirirdim. Adamın evi yanmış odaları düz veya adamın penisi yokmuş, telefon etmek için sterlin bozdurmuş gibi… Vestel de “sosyal medya” ayağında buna benzer bir işe girişip genç nesle göz kırpmak istemiş ama harf düşürmeyi bilmeyen reklam/metin yazarı istihdamı sebebiyle bir çuval inciri, af buyrun, bok etmiş ve “n’olmuş” yazacaklarına “no’lmuş” gibi bir garabeti sokmuşlar iyice yamulan hayatlarımıza. İyi halt ettiniz ve bir an önce gidiniz!


Önce Türkçenin sağlığı, uykuya sonra bakarız!

uyku-sagligi

“Yataş Bedding” adı verildiği için mi Türkçeye böylesine yama muamelesi yapılıyor? Bir reklam/metin yazarı nasıl olur da bu kadar yerlerde sürünen cümleler kurabilir, havsalam almıyor! Önce derin bir üzüntü çörekleniyor içime, sonra sinirden tırnaklarımı yiyecek duruma geliyorum. Hatalar o kadar çıldırtıcı ki… Birini ben yazayım, diğerlerini az çok Türkçe bilgisi olan her çocuk görebilir zaten. “Yatmadan önce ağır yemek yemekten” yazamamışlar. Amerikancanın egemenliğinde “uykulu hissettiğinizde” de yazıyorlar! Yazık.