Hile hud’anın olmadığı güzelim memleketimizde “hile hurda” olarak ara sıra kullanılan bu müterâdif (Ayrıca bkz. Radife Erten) sözün doğrusu şüphesiz ki “hile hud’a”dır. Yakın/eş anlamlı kelimelerle oluşmuş “gizli saklı, “mutlu mesut”, “yalan yanlış” da dil gezegenimize renk katarlar.
hud’a: hile, aldatma, düzen
hile: bir kimseyi aldatmak maksadıyla yapılan düzen
Kullandığın rumuzunu (“Dibindeki”) doğru dürüst yazamayacaksın, “sol duyar” kasarken dibine dibine vuracaksın, Hıncal Uluç gibi “bakışı..” yazacaksın ve aklına gelen Nazım Hikmet’in dizelerini yalapşap yazıya geçirip “interaction” peşinde koşturacaksın…
“oda soluyor” ha?! “atıyor ..” ha?! Senin gibi hesapların bu Türkçe özensizliği, savrukluğu yüzünden her şey kardeşim… Senin yüzünden bu yazı dili tembelliğine iman ediyor Z kuşağının üyeleri, senin yüzünden…
Z kuşağı tâbir edilen neslin sıkça kullandığı bir söz var: “İçerisi şampiyonlar ligi gibi”. Kolpaçino filminden Türkçe deyimlere armağan! Tıpkı Avrupa Yakası dizisinden fırlayan “adamın dibi” gibi. Hoş, adamın dibi o adamın kıçı olsa da beis yok, meram anlaşılıyormuş, öyle diyorlar. Oysa mis gibi “adamın hası” var, hatta Bonanza‘nın “Hoss”ı var. Rahmetli İstemi Betil’in can verdiği, neyse, mevzu dağılmasın.
Biz fotoğrafa yakın plan girelim. Şu “kadro”ya bakın hele! Şampiyonlar Ligi halt etmiş! “Sanat Güneşi” bir yanda, diğer yanda TRT’de Yaşayan Şiirimiz ve klasik Türk müziği programlarını sunan, tertemiz Türkçesini hasretle yâd ettiğimiz bir pınar Tarık Gürcan ve kıymetli eşi, Yeşilçam güzellerini o harika dublajıyla belleklere kazıyan (Türkân Şoray’ın Sultan filmindeki sesini hatırlayın, ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksınız. Bulut Aras’ı da rahmetli Esen Günay ete kemiğe büründürmüştü, atlamamak gerekir.) Nevin Akkaya.
“Non dovete mai dimenticarlo: la critica letteraria non è una questione di vanteria. Né si tratta di dire ‘Io l’ho capito’ per libri che non ha capito nessuno. Non si tratta nemmeno di sminuire il lettore. Nel Novecento i critici hanno incensato opere che nessuno ha avuto il piacere di leggere, spingendo la letteratura a diventare incomprensibile, insipida, noiosa.”