“Öyle çarpık bir dünyada yaşıyoruz ki namus günahtan özür dilemek zorunda kalıyor, eğilip izin istiyor ona yardım etmek için.”
Hamlet, William Shakespeare
“Öyle çarpık bir dünyada yaşıyoruz ki namus günahtan özür dilemek zorunda kalıyor, eğilip izin istiyor ona yardım etmek için.”
Hamlet, William Shakespeare
Memleket umumisinin baş döndüren “gündem” maddelerinden biri de PNG; yani “Persona Non Grata”. “Persona” kişi demektir, “adam” değil! “İstenmeyen kişi”ler, her zaman “adam” olmayabilir diplomatik camiada da ondan pek muhterem Türk basını, bilmem bunun farkında mısınız?

PNG, bir de reklam sektörünün grafik âleminde çok meşhurdur. “Portable Network Graphics” olarak açılır, kayıpsız sıkıştırma algoritmasına dayalı grafik dosya programıdır. Musahhihler PDF’leri çok sever de PNG’lerden pek hazzetmez. GIF’in noksanlarını gideren ve “net” dünyasında derin kontrastın kontlar gibi salınmasını sağlayan PNG’leri I. Bergman’ın 1966 tarihli o ünlü Persona‘sına bağlayıp filmi seyretmenizi tavsiye ederim.
(…) Diyorlar ki:
“Sen halktan kopuk bir Monşer’sin… Halay çekerek gözümüze giremezsin…”
Ne güzel değil mi…
Onlar hep “halk”…
Bense hep “halktan kopuk”…
Bir nevi it kopuk yani…
(…)
Bu satırları yazan şahıs “sosyolog” Ertuğrul Özkök. Yaşı kemale ermiş “ünlü” kişilerin testosteron seviyelerini yazısına konu edinen bu yeni magazin gazetecisi, “halktan kopuk” olmayı “it kopuk” olmakla bir tutuyor ve bu şahıs Hürriyet gazetesinde hâlâ ve hâlâ “köşe” olabiliyorsa bana da vals yapmak düşer!
Hile hud’anın olmadığı güzelim memleketimizde “hile hurda” olarak ara sıra kullanılan bu müterâdif (Ayrıca bkz. Radife Erten) sözün doğrusu şüphesiz ki “hile hud’a”dır. Yakın/eş anlamlı kelimelerle oluşmuş “gizli saklı, “mutlu mesut”, “yalan yanlış” da dil gezegenimize renk katarlar.
hud’a: hile, aldatma, düzen
hile: bir kimseyi aldatmak maksadıyla yapılan düzen
Söyleyemem derdimi hem-derdim olan âha bile
Belki şu sinedeki cangâha bile
Kendi bî-şüphe bilir râz-ı derunu yoksa
Ehl-i dil söyleyemez derdini Allah’a bile

Kullandığın rumuzunu (“Dibindeki”) doğru dürüst yazamayacaksın, “sol duyar” kasarken dibine dibine vuracaksın, Hıncal Uluç gibi “bakışı..” yazacaksın ve aklına gelen Nazım Hikmet’in dizelerini yalapşap yazıya geçirip “interaction” peşinde koşturacaksın…
“oda soluyor” ha?! “atıyor ..” ha?! Senin gibi hesapların bu Türkçe özensizliği, savrukluğu yüzünden her şey kardeşim… Senin yüzünden bu yazı dili tembelliğine iman ediyor Z kuşağının üyeleri, senin yüzünden…