Category Archives: Uncategorized

Türkçe notları: Hangisi doğru?

VW_Hoşg

Biri otomotiv şirketi, diğeri de sayılı bankalarından: VW ile Garanti. Yıllar yılı Renault bayilerinde arz-ı endam eyleyen “hoşgeldiniz”i yaşatıyor “foksvaagın”…

Koskoca Doğuş Grubu’nda Türkçe yazım kılavuzuna bakmayı akledebilen bir vatandaş yok ha? Neyse ki, aynı grubun dört yapraklı yoncayı terk edip Bremen Mızıkacıları taklidi hayvancıklarından medet uman bankası “hoş geldiniz” yazmayı becerebilmiş. Vaktinde onlar da ATM’lerinde “hoşgeldiniz” yazmaktaydılar. Facebook üzerindeki Türkçe Bilgisi sayfasında “yönetici” olduğum zamanlarda az yazmamıştım bu sakilliği. Belki de birileri o ikazımı görüp düzeltmiştir veya her nasılsa düzeltildiyse… Garanti’nin ATM’lerinden nakit çeken VW çalışanlarının hiç mi dikkatini çekmiyor acaba “hoş geldiniz” sözü? Nüanslar da tükendi, kayak merkezlerine yolculuk…

Garanti


Osman’ın yeni sınavı: Kızılelma

KızılelmaTRT 1’de “Osman Sınav’dan Kızılelma” 15 Ocak 2014’te ekranlarınızda… 19.50’de…

Makyajın en çok yakıştığı kadınlardan Pelin Akil’in -dudaklarının- hatırına dişimi sıkıp ilk bölümünü seyredeceğim; “devlet için kurşun atan da, yiyen de şereflidir” cümlesiyle bu memlekette başbakancılık oynayan şahsın eline tutuşturulan metnin “mümtaz” müellifinin şimdilerde ne hissettiğini düşüne düşüne…

Elin gâvuru CIA, MI6 güzellemeleri yaparken bizimkiler de MİT’e methiyeler düzebilir pekâlâ. Dizinin fragmanındaki “yemin töreni” sahnesi bile bu diziye mesafeli tavır almamı söylüyor. Yine katıksız ajitasyon, yine militarizm fetişizmi, yine siyasî-hamasî göz kırpmalar… Kızılelma ülküsünün ne olup olmadığı için wiki miki açılıp bakılacaktır elbette. Bakılsın. Dizinin “essah oğlan”ının sola çeken (fragmana dikkat kesiliniz) dudak yapısı ise -benim için- fazlasıyla rahatsız edici. Neyse. Belli ki, yeniyetme kızların favorisi bu genç. Erkeklerin ilgisine, özellikle sözlükçü tayfasının sivilceli ergenlerinin ilgisine mazhar olmuş “essah kız” ise Suskunlar’da neredeyse hiç dikkatimi çekmeyen; fakat ilk bölümleriyle “tarihî fantezi” kulvarı için ümit ışığı görüp takibime alıp daha sonra senaryodaki gevşekliklerden ötürü artık seyretmediğim Osmanlı Tokadı’nda radarıma takılan Pelin Akil ve onun hayal motorlarına yakıt ikmali yapan biçimli dudakları… Üst dudağının bitimi ile burnunun arasında kalan çukura bir nohut tanesi oturur vallahi! Bu nefis detayları estetik uzmanlarına bırakıyorum.

Sadede gelelim artık: TRT, “raiting”leri altüst etmeyi umduğu bu dizi için reklam bütçesinin ağzını açmış ardına kadar. Evden işe gelene kadar yollarda irili ufaklı reklamlarını gördüm Kızılelma’nın. Dev gibi afişlerde Kızılelma’yı çürütecek bir kurt gördüm: “..!” Bu nasıl bir noktalama işaretidir beyler? “!..” işaretine bile razıyım da bu “..!” hangi kafanın ürünüdür?

Kızılelma ülküsüne sahip çıkanlaradır sözüm… Kızılelma ülküsüne sahip çıkacaksanız, evvelemirde konuştuğunuz dilin noktalama işaretlerini adam gibi kullanmayı öğrenin! Ondan sonra işin “aksiyon” kısımlarına bakarsınız, oldu mu canlarım? Öyle ucuz yollu yollu kahramanlık yok anam babam! Türkçe sınavından çaktınız maalesef.

Büyük hikmetler sığdırdığınızı zannettiğiniz “Ülken için yaşa, aşkın için öl!” sloganınız da çok tırt! Bir de aşk hikâyemiz var anlaşılan, Kurtlar Vadisi’nin seyircilerini oltaya düşürmeyi planlayan bu dizide. Ajanımız, ülkesi için yaşıyor, aşkı için ölüyor ama Türkçesini sallamıyor niyeyse! Sloganınıza revizyon veriyorum: Ülken için öl, Türkçen için yaşa! Aşk mı? O gelip geçici bir deliliktir, takma canım kafana.


Geçmiş zaman olur ki: Musiki Mecmuası

Musiki Mecmuası

Tanbûrî Lâika Hanım’ın (Karabey) neşrettiği Musiki Mecmuası’nın (1952, sayı 56) arka kapağını görüyorsunuz. 1948-62 arasında neşredilen dergideki imlâya da dikkat buyurmanızı bilhassa rica ederim. OLİMPİYAT’ın ilanındaki naiflik çok tatlı! “En güzel çeşitler en ucuz fiyatla orada bulunur.” Bulunmaz mı hiç!


Sevara Nazarkhan değmesin!

Tushim

I am walking down the running water
I am swimming in the arms of love
Still, this is my dream
And in my dream I embrace you

Missing you, I listened to your words
I compared you to angels
I rubbed my eyes with your fingers
And your words
I walked with you in my paradise

*

Özbekçeyi anlayamayabiliriz ama evelallah İngilizcemiz sular seller gibidir maşallah! Özbeklerin gururu Sevara Nazarkhan’ı, Peter Gabriel 2000 WOMAD festivalinde Avrupalı dinleyicilerle tanıştırıp dünya müziğine sağlam bir taş daha eklemiş oluyordu. Tıpkı Senegal aslanı Youssou N’Dour gibi. Lion unutulmaz… My Daughter da…

Sevara Nazarkhan

2003’te Yol Bolsin albümüyle ismini iyice cisimleştiren Özbek güzeli Sevara, sözlerini yazdığı şarkılarıyla TRT Avaz’ın açılışında konser vermişti 2009’da. Kaynadı gitti. 2007 tarihli Sen adlı albümü bu fakirin gözdesidir. Özellikle Tushim (My Dream) adlı parçası… Yurtdışında hakkında sitayişle bahsedilen Sevara, 2004’te “Best Asian Artist” (BBC Radio 3) ödülünü de cebine koymuştur. 2011 tarihli Tortadur albümü de yepyeni seslere, müziklere aç, kulakları zapturapt altına alınmamış dinleyicilerle buluşmayı bekliyor.

Son bir not: Yeniyetmelerin “argo” külliyatına yaptığı katkılarla (!) bilinen Gülse Birsel, Yalan Dünya’daki “Çağatay Koçtuğ” tiplemesinin “sevgilim”ini bulmazdan önce bu parçayı dinlemiş olabilir mi acaba?


2014 de gider…

Gâh safâ buldu gönül âyînesi gâhi keder
Böyledir hâl-i cihân böyle gelmiş böyle gider

Kâtibî


Efendim, ne manto?

Fotmanto

Fotoğrafta okumuş olduğunuz “FOTMANTO”, “portmanteau” olarak yazılıyor Fransızcada. “Palto, şapka gibi şeyleri asmak için yapılmış, raflı, kimi aynalı askı yeri.” olarak tanımlamış Dil Derneği. Hayırlı işler.


Adı ne?

adı

Piyale Madra


Kim korkar okumaktan Virgina Woolf!

“Tanrım, okuyacak ne çok kitap var! Dickens ile Mrs. Gaskell’in tüm yapıtlarıyla karşılaştırabilmek için James Joyce’un, Wyndham Lewis’in, Ezra Pound’un tüm yapıtlarını okumalıyım. George Eliot’u ise hesaba katmıyorum. Sonunda da Thomas Hardy’yi okumalıyım.”

Virginia Woolf


Bozaaaaaa!

Vefâ her kimseden kim istedim andan cefâ gördüm
Kimi kim bî-vefâ dünyâda gördüm bî-vefâ gördüm

Fuzûlî


NTV’nin %100 Futbol’unun %100 hatalı bakış açısı

KP_Liderfenerbahçe“Lider Fenerbahçe”, deplasmanda D. Ç. Karabükspor’u şayet 2-1 yenseydi, NTV’nin KJ’sinde bu netice şöyle mi verilecekti: D.Ç. Karabükspor, sahasında lider Fenerbahçe’ye 2-1 yenildi.

Şüpheniz olmasın, altyazı elbette şöyle olacaktı: Lider Fenerbahçe, deplasmanda D. Ç. Karabükspor’u 2-1 yendi.

Ne var ki, “lider Fenerbahçe” sanki rakibine bile isteye yenilmiş havası egemen haber diline… Oysa bu netice, hangi takım olursa olsun, şu şekilde verilmeliydi, emeğe saygı açısından: D.Ç. Karabükspor, kendi sahasında lider Fenerbahçe’yi 2-1 yendi.

Bir futbol jargonu klişesiyle söylersek; FB kalecisi Volkan’ın kalesinde devleştiği bir maçta fark yemekten kurtulan “lider Fenerbahçe”yi yenen D. Ç. Karabükspor’un galibiyetini gölgeleyen, küçümseyen, itibarsızlaştıran bu üslubu Güntekin Onay’ın dikkatine sunuyorum.